Bir ressam düşünün. Önünde boyaları ve beyaz bir tuvali var. Muhteşem ötesi bir eser yaratıyor. Duyguları, bedeni, düşünceleri her şeyi ile başlıyor boyaları kullanmaya. Bazen günler, aylar, yıllar sürüyor eserini tamamlaması.
Bu eser kime ait? Ressama mı? Boyalara mı?
Ressam olmadan boya sadece boyadır.
- Bir mimar düşünün. Eğitimi, bilgisi, kültürü, duyguları ile bir bina yaratıyor. Binlerce, yüz binlerce tuğla tek tek, üst üste konuyor ve sonunda ortaya inanılmaz bir bina çıkıyor.
O mimar olmadan tuğla sadece tuğladır.
Bir aşçı düşünün. Bütün malzemelerini bir araya getirerek hayatınızda yediğiniz en lezzetli salatayı hazırlıyor. Hatta sanatçı yanını kullanıp, son dokunuş olarak bir salatalığı bıçağı ile oyup minik bir heykelcik haline getiriyor. Tadından parmaklarınızı yiyeceğiniz bu salata kimin yaratımı?
Aşçı olmadan hıyar sadece hıyardır.
Yaratım gücü verilen kadına, yaratımı taşıma, koruma ve besleme gücü verilmiş olan kadına, elbette yaratıma saygı ve sevgi duyma yetisi de verildi. Her birine tek tek hem de. Hiç ayrım yapılmadan.
Bazıları kabul etse de etmese de, kuantum fiziği -inanmayan cahiller için tekrarlayayım- bir bilim dalıdır; her şeyin, eşzamanlı bir şekilde hem enerji, hem madde olduğunu kanıtlamıştır. Bazılarının okuyup tek kelimesini bile anlayamayacağı kitapları hatmetmiş profesörler tarafından, dünyanın en büyük üniversitelerinde öğretilmektedir.