Herkese merhaba. Kemal Tahir tarafından yazılmış olan Yorgun Savaşçı 1966 yılında yayımlanmış olan tarihi bir romandır.
Roman, Von Kros Paşa'nın Dürbünü, Karanlığın Dibinde ve Dönemeç adlarını taşıyan üç bölümden oluşuyor ve büyük bir imparatorluğun çöküşünü, ardı ardına alınan yenilgileri, yeni bir devletin kuruluşuna gidilen yolu anlatıyor.
Başkarakter Cemil savaş bitince Filistin cephesinden sonra İstanbul' a gelmiş bir dönem orada bulunduktan sonra da Batı cephesine geçmiş ve Kuvayı Milliye hareketine katılmıştır.
Mütareke yıllarından başlayıp Anzavur İsyanı' nın bastırılmasına kadar devam eden romanda bir vatanı kurtarmak uğruna verilen mücadele, yokluklar içerisinde bir kurtuluş mücadelesi, olmaz denileni oldurma çabası, birlik ve beraberlik sağlandığı zaman her zorluğun üstesinden gelinebileceği, kuvayı milliyenin tüm engellere rağmen kazandığı başarılar hem dünümüzü öğrenmemizi hem de bugünümüzü anlamlandırmamızı sağlıyor bu noktada eser, her birimizin okuması gereken en önemli kitaplardan biri olma özelliği taşıyor. Kitabın zengin içeriğinin yanında Kemal Tahir' in muhteşem Türkçesi ve cümle kurmadaki ustalığı bir araya gelince ortaya tam anlamıyla bir başyapıt çıkmış.
Herkese iyi okumalar dilerim.
Herkese merhaba. Hepimiz Gogol' ün paltosundan çıktık, der Dostoyevski. Hayran olduğum bir yazarın bu cümleyi kurmuş olması benim yıllardır Gogol' e karşı sempati beslememe sebep olmuştur. Okuduğum bu kitapla birlikte de Dostoyevski'nin ne kadar haklı olduğunu ve başta Rus olmak üzere diğer büyük yazarların Gogol' den nasıl etkiler taşıdığını fark etmiş oldum.
Bir Delinin Hatıra Defteri' nde küçük düzeyli bir memur olan Aksenti İvanoviç' in sınıfsal farklılıklardan dolayı yaşadığı yalnızlık, aşağılanma ve akıl sağlığını kaybetmesine kadar giden dışlanmışlık anlatılıyor.
Palto' da yine düşük düzeyli bir memur başkarakter olarak karşımıza çıkıyor. Akaki Akakiyeviç işini en iyi şekilde yapmaya çalışan ama emeklerinin karşılığını alamayan yoksul biri. Aldığı maaş bir palto almak için bile yetersizdir ve zar zor aldığı palto memurun hayatının anlamı haline gelir onu çaldırmasıyla ise hayatının anlamını da kaybetmiş olur.
Burun adlı hikâyede Kovalev yükselme isteğinde olan bir memur. Ancak yükselmek için liyakat değil de torpil ve rüşvet gerektiğinden yükselmesi mümkün olmaz. Bir gün kaybettiği burnu bile ondan daha üst düzeyde bir memur olmayı başarır. Burun burada devlet yönetiminde mevkinin işin ehline değil de niteliksiz kişilere verilmesini temsil ediyor.
Kitap içerisinde yer alan hikâyelerin her biri beni ayrı ayrı çok etkiledi. İçerisinde yazarın yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi yapısı hakkında çok önemli bilgilere rastlıyoruz. Aynı zamanda o dönemdeki yoğun sansür nedeniyle yazar anlatmak istediklerini gerçek üstü bir şekilde yazmak zorunda kalmış ve bu durum da bana göre eserin edebi niteliğini artıran bir durum olmuş.
Herkese iyi okumalar dilerim.