Herkese merhaba. Sabahattin Alin'nin İçimizdeki Şeytan adlı romanı hakkındaki fikirlerimi beyan etmeden önce şunu şöylemek istiyorum ki 2018 yılında yazarın eserlerinin telif hakkı kalktı. Sonrasında nitelikli veya niteliksiz birçok yayınevi yazara, esere, sanata saygı duymadan "sadeleştirme" adı altında eseri orijinalliğinden koparıp bayağılaştırarak okura sunmaya başladı. Bu nedenle bu aşamada ne okuduğumuza, neyi satın aldığımıza dikkat etmek gerekiyor.
Romandaki bazı karakerlerin Sabahattin Ali'nin çevresinden gerçek kimseler olduğu hakkında iddialar var. (İsmet Şerif'in Peyami Safa, Nihat'ın Hüseyin Nihal Atsız olması gibi.) Hüseyin Nihal Atsız da bunun böyle olduğunu düşündüğünden olsa gerek "İçimizdeki Şeytanlar" adında bir makale yazarak eseri eleştirmiş.
Ben bu konuda Selim İleri' nin şu sözlerine katılıyorum diyebilirim.
"Bugün, roman sanatının, 'kurmaca'dan ötesiyle değerlendirilemeyeceğini bildiğimden; ne Sabahattin Ali'nin eserinde Peyami Safa'yı ya da Atsız'ı görüyorum ne de Atsız'ın eserinde Sabahattin Ali'yi."
Yazar başkarakteri Ömer; şişmanca, beyaz yüzlü, gözlüklü, miyop kahverengi gözlere sahip. Ne kadar da Sabahattin Ali'ye benziyor değil mi?
Karakterimiz varoluşsal problemler yaşayan bir felsefe öğrencisi. Romanın başında onu hayatı sorgulamasıyla tanıyoruz. Ne yazık ki devamında bunu temellendirecek düzeyde bir anlatım bulamıyoruz. Bununla birlikte tesadüflerin de aşırı romantize edilmesi bence eserin eksik yanı olarak değerlendirilebilir.
Aşk ana konusu adı altında dönemin siyasi yanı, entelektüel eleştirisi, yalnızlık, yabancılaşma problemleri de açıkça gözler önüne serilmiş. Bunları psikolojik tahlillerle zenginleştirmesi de karakterleri daha yakından tanımamıza yardımcı oluyor ayrıca eserin edebi yanını kuvvetlendiyor.
Eserin en çarpıcı
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,1bin okunma
"İnsanların en zayıf tarafları sormadan, araştırmadan, düşünmeden kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır."