Görmenin de yolları var, herşey gözle görülmez... Sen sadece gördüklerini mi yazıyorsun ki ben sadece gördüklerime inanayım? Başkalarının görmediği, başkalarının gözüne görünmeyen bir şeyler olduğunu düşünüyorsun ki o insanlara görmediklerini anlatmak için kitap yazıyorsun. Gördüğün yanıltır insanı... Hakikat asıl görünmeyende saklı.
Yokuşun inişi de çıkışı da zordur. Düz yoldan şaşma diyeceğim de Mevlam da yolları hep yokuş yapmış. Düzünü bulan yok. Bulanın da kendi sapıtıyor zaten...
Kıskançlık neticede insanın ruhunda beliren bir çatlatır, "ben" dediğimiz o muhteşem duvardaki rahatsız edici, can yakıcı bir çatlak, ruhumu öyle çatlatabilmesi için onu kendi varlığıma katmış, onun benim bir parçam olduğunu kabul etmiş olmam gerekiyordu.