Allah haktır, sözü haktır. Hak ona şahit olduğu için dâvâ, iddia, palavra ve böbürlenmekle teyide ihtiyacı yoktur.
"Ama kişi şahit değil, müşahit değil, perdeler açılıp gerçekleri gören kimse değil de gâib, perdeli, uzak ise... " O zaman iddia eder, böbürlenir, olmayan şeyi var gibi gösterir." "Böyle iddiacılık, böbürlenme ancak perdeli insanlarda olur."
Hakk'ı müşâhede eden insan, dâvâya lüzum görmez. Birisi, "Havada uçtum, denizleri geçtim, öyle yaptım, böyle yaptım, ben şuyum, ben buyum." diye iddia ediyor mu, tamam. Bir şey yok ki iddia ortaya koyuyor. Bu işleri hakikaten yapan insan, kenarda kıs kıs güler. Sesini çıkarmaz, başını eğer. Hiçbir şey yapmayan böbürlenir, atar tutar. Hakikaten olan lüzum görmez; Allahu a'lem bunu anlatıyor.