Mevcut gelişmeler göz önüne alındığında Mars’a mesaj iletmek için bir makine yapılmasının önünde aşılmaz bir engel bulunmamaktadır. O gezegenin sakinlerinin, şayet kendileri elektrik konusunda hünerlilerse, bize ilettikleri mesajları kaydetmek de aynı şekilde güç olmayacaktır. Bir kez iletişim kuruldu mu, bu iletişim en basitinden; diyelim sırf karşılıklı sayı alışverişinden bile ibaret olsa, daha ileri seviyede bir iletişime doğru hızla yol alınacaktır. “Bir, iki, üç” gibi bir sinyale, “dört” sinyaliyle karşılık verebildiğimizde, mesaj alıp gönderme işlemi kesinlik kazanacaktır. Marslılar ya da bize sinyal gönderen başka bir gezegenin sakinleri, gönderdikleri mesajları uzay boşluğundan yakaladığımızı ve cevap gönderdiğimizi hemen anlayacaklardır. Böyle bir bilgi iletimi çok zor olmakla birlikte imkânsız değildir ve ben bunu yapmanın bir yolunu buldum.
Kablosuz teknolojisi tam anlamıyla kullanıma
geçtiğinde bütün dünya koca bir beyne dönüşecek -
ki aslında şu anda da öyle; her şey gerçek ve ritmik
bir bütünün parçası. Birbirimizle anlık olarak, mesafe
sorunu yaşamadan iletişim kurabileceğiz. Bununla da
kalmayacak, televizyon ve telefon aracılığıyla, binlerce kilometreye rağmen birbirimizi, sanki yüz yüze
oturuyormuşuz gibi göreceğiz; üstelik bunları yapmamızı sağlayacak aletler mevcut telefonumuzdan çok
daha basit olacak. Ceket cebinde bile taşınabilecek.
Çok yakında kablosuz olarak dünyanın her yerine mesaj iletmek öyle kolay olacak ki herkes kendi aygıtını yanında taşıyıp çalıştırabilecek. Bu konuya inancım öyle sağlam ki, enerji ve bilgi aktarımını artık teorik bir olasılıktan çok, elektrik mühendisliğinin bir gün çözmesi gereken ciddi bir meselesi olarak görmeye başladım.
Çocukluğumdan itibaren dikkatimi hep kendi
üstümde toplamaya mecbur kalmışımdır. Bu, bana
sıkıntı vermekle birlikte, şimdi düşününce gizli bir lütuftu da. Çünkü bana hayatın korunmasında iç gözlemin paha biçilmez kıymetini bilmeyi ve başarıya giden yolları öğretti. Meslek baskısı ve bilginin kapılarından içeri akan sonsuz tesirler modern varoluşu pek çok yönden tehlikeli kılmaktadır. Çoğu kimse dış dünya üstüne öyle derin bir tefekküre dalmıştır ki kendi içlerinde neler olup bittiğinden habersizdirler. Milyonlarca vakitsiz ölümün ana sebebi burada bulunabilir. Özenliliği düstur edinmişler dahi hayal gücünden sakınıp asıl tehlikeyi gözardı etme hatasına düşerler. Birey için geçerli olan, aşağı yukarı, toplum için de geçerlidir.
Edison samanlıkta bir iğne arayacak olsa, bir balarısının azmiyle işe koyulur, iğnenin nerede olabileceğini durup düşünmez, aradığı nesneyi bulana kadar da sapla samanı birbirine katardı... Oysa küçük bir teori ve hesaplamayla, harcadığı emekten yüzde doksan tasarruf edebilirdi.