2021'de bitirdiğim ilk kitaptı. 2020'de başladığım düşünülürse 2021'in ilk kitabı sayılır mı emin değilim. Kafamda deli sorular.
Eğer Yabancı, Aylak Adam'ın Fransızcasıysa, Tatar Çölü İtalyancası'dır. Tabii bu kitap felsefelerinin ortak olması durumu onların ayrı ayrı şaheserler olmasını engellemiyor. Şahsi kanaatim üçünün de yeri doldurulamaz. (Ve Tatar Çölü'nü Yabancı'dan daha çok sevmiş olabilirim, ana karakter daha az sinir bozucuydu.)
Genel olarak olay, ana karakter Drogo'nun asker olarak savaşlara katılmanın heyecanı, gençliğin kahraman olma düşleriyle ücra bir sınır bölgesine atanmasıyla başlıyor. Kendisine isterse yerini değiştirmelerini isteyebileceğini ama üstlerinin gözünden düşmek istemiyorsa en azından başvurusunu yapmak için dört ay beklemesi istenir.
Önce bu sıkıcı yerden bir an önce gitmeyi isteyen Drogo, kendisinin de asla düşmanın gelmeyeceği bu kalede Tatar'ların hayaliyle yaşayan askerlerden birine dönüşeceğini tahmin bile edemez.
Kitabın ana fikri, bu ücra sınırda bütün gençliklerini heba eden askerlerin, bir gün kendi günlerinin geleceği ve kahraman olacakları anın hayaliyle yaşamaları ve bu düşmanım var olmadığına, asla gelmeyeceğine dair binlerce kanıta rağmen, asla vazgeçmemeleridir. Yaşamlarına anlam katan tek hayaldir bu.
Bunun bir tür "Tanrı'nın planı var, ona inan" felsefesine değindirme olduğunu düşündüm okurken. Bir noktada askerlerin böyle bir ilahi planın falan olmadığı, hayatlarının hep böyle anlamsız kalacağını kabullendikleri kısa bir an var. O bir anda (kaledeki askerlerin sayısının azaltılması durumu) herkes en başından beri bu hayale inandığını reddediyor. Sonra giden gidiyor, geride kalanlar anlamsız bile olsa Tatar geleneğini devam ettiriyorlar. Anlam arayışından vazgeçmiyorlar.
En sonunda Drogo kibir diyerek, Tanrı'nın