My Diary

My Diary
@Kitap_33
Aynı bedende olmalarına rağmen zihin ve kalp yaşıt değildir.
Bu acı nereden kaynaklanıyor? Şimdiden mi? Geçmişten mi? Yoksa henüz gelmemiş bir gelecekten mi? Eğer "şimdiden" kaynaklanıyorsa, çoktan bitmiş olmalı, çünkü "şimdi" çok kısa bir zaman dilimi. Kelime dile değdiği anda, çoktan geçmiş ve yaşanmış olur. Ancak bu acı, bu yara, bu iz... Asla geçmiyorlar. Görünür oldukları yerde kalıyorlar ve bir sonraki an, görünmez oldukları yerde kök salıyorlar. Acı her zaman yakın geçmişin veya yakın geleceğin bir şeyi olmayı amaçlıyor ve acı içinde bile "şimdi"de yaşama deneyiminden mahrum bırakılıyorum... Tıpkı bedeni paramparça olsa bile çiçeğinin yasını tutan bir kelebek gibi. Üzerine ne kadar basılırsa basılsın uçmayı reddeden bir kelebek gibi. Kelebeğin kaldığını söylemek yanlış olur. Ya da uçmayı unuttuğunu söylemek de yanlış olur. Basitçe söylemek gerekirse, en başından beri uçmayı hiç öğrenmedi. Kozadan çıktığı andan itibaren kanatları örümcek ağına takıldı. Çırpınmak uçmak değildir. Sadece çırpınan kanatlar sadece isim olarak kanattır. /Limbus company/
Reklam
Lokumum... Dünyanın en tatlı kedisi olabilir benim için 🫠
Soruyu nasıl anladığın da bir cevaptır.
Orpheus ve Eurydike... Çok etkileyici bir hikâye
Günlerden bir gün Orpheus yine ormanda lir çalarken bu sefer çaldığı melodiler çok güzel bir perinin kulaklarına ilişmiştir: Eurydike. Duyduğu müzikten aniden etkilenen Eurydike, Orpheus’u görmeye gitmiştir. Gördükleri gibi iki tarafta birbirine aşık olmuştur. O günden sonra Orpheus’un lir çalışı aşkıyla daha da güzelleşmiş ve etraflarında çiçek açtıracak hale gelmiştir. Günler böyle mutlu mesut geçerken en sonunda evlenmeye karar vermişlerdir. Evliliklerini de evlilik tanrısı Hymenaios kutsamıştır. Düğünleri her ne kadar neşeli geçse de Hymenaios bu evliliğin uzun sürmeyeceğine dair bir kehanet haberi almıştır. Bu kehaneti de paylaşmayı es geçmemiştir. Gerçekten de kehanette dendiği gibi bu evlilik ne yazık ki uzun sürmeyecektir. Düğünden sonrasında kutlama yapmak için perilerle ormana gittiğinde dans ederlerken bir yılan tarafından ısırılmıştır. Eurydike’in ölümünden sonra büyük bir hüzne kapılan Orpheus, hayatının aşkının ellerinden kayıp gitmesini kaldıramamıştır. Önce lirini daha önce hiç çalmadığı kadar kasvetli ve melankolik çalmış, acısıyla böyle baş etmeye çalışmıştır. En sonunda bunlar da işe yaramayınca ölüler dünyasına gitmeyi aklına koymuştur. Yani yeraltı tanrısı Hades‘e gidip biricik sevgilisini geri getirmek için yalvaracaktır. Ölüler dünyasına giderken bile çaldığı lir sayesinde kahrını etrafa yaymıştır. Bu yüzden Styx mağarasını geçmesinde de en çok işine yarayan liri olmuştur. Çünkü, normalde Charon‘u geçmek için ölülerin ağzına para konularak geçiş izni alınır. Ona rağmen etkileyici şarkısıyla Charon Orpheus’un geçmesine izin vermiştir. Sonra karşılaştığı engel ise Kerberos olmuştur. Kerberos, ölüler dünyasının üç başlı bekçi köpeğidir. Bu engeli de yine şarkılarıyla geçmeyi başarmıştır. Son olarak da Hades’i ve eşi Persephone‘u içten ve acıklı
Ah,kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya. Gülten Akın
Reklam