Tartışmanın hakikatle imtihanı vardır.
Tartışma, insanoğlunun iç dünyasında sakladığı hırsın, ihtirasın ve gizli kibir tortularının en cıplak haliyle yüzeye çıktığı bir imtihan meydanı. Kelimeler, çoğu zaman hakikati taşımak için değil, nefsin kendini ispat etme arzusuna hizmet etmek için dizilir. Bu yüzden tartışma, yalnızca bir fikir alışverişi değildie, aynı zamanda kalbin aynasıdır. Doğru ile yanlışın birbirinden kalın çizgilerle değil, neredeyse görünmeyecek kadar ince hatlarla ayrıldığı bu zemin.. insanoğlu için hem tehlikeli hem de cazip bir alandır. Çünkü insan, haklı olmaktan ziyade haklı görünmeyi arzular, anlamaktan çok galip gelmeyi ister. İşte tam da bu noktada tartışma, hakikate giden bir yol olmaktan çıkıp nefsin sahnesine dönüşür.
Bu eser ise, böylesi bir diyaloğun karanlık tarafına teslim olmadan, onu nefsani bir cekişmeden kurtarıp Rahmani bir muhasebeye dönüştürmenin imkanini aramakta. Amaç susturmak değil anlamak, galip gelmek değil hakikate teslim olmak, konuşmak değil hakkı diriltmektir. Çünkü gerçek zafer, karşıdakini yenmekte değil; nefsini yenebilmektedir.