Kitap Okur

Kitap Okur
@Kitap_Okur_
"Bir kitapta altını çizdiğimiz yerler, doğrudan doğruya bize hitap eden yerler değil midir?"
Reklam
"Kitabı okur meydana getirir; onu okuyarak onu yaratır; onun hakiki yazarı odur, yazılan Nesne'nin bilinci ve yaşayan özüdür; böylece yazarın tek amacı bu okur için yazmak ve onunla bir olmaktır. Umutsuz bir girişim. Zira okur kendisi için yazılmış bir eseri istemez, o içinde bilinmeyen bir şey, farklı bir gerçeklik, onu dönüştürebilecek ve onun da kendi içinde dönüştürebileceği ayrı bir ruh bulacağı yabancı bir eser ister. Bir okur kitlesi için yazan yazar aslında yazmaz: Yazan o kitledir ve bu nedenle de bu kitle okur olamaz artık; okuma görünüşten başka bir şey değildir, gerçekte bir hiçtir. Okunmak için meydana getirilen eserlerin anlamsızlığı buradan kaynaklanır, kimse okumaz onları."
Sayfa 101 - Metis
Edebiyat
"İnsan," der Hegel, "yapacağı işten yola çıkarak fiili gerçekliğe yönelmedikçe ne olduğunu bilemez; o zaman da yapmadan önce ediminin amacını belirleyemez; halbuki, bilinç olduğundan, eylemi bütünüyle kendine ait olarak, yani amaç olarak önceden görmelidir."
Sayfa 98 - Metis
Felsefe
HİÇLİK...
"Kendimi ölü hissediyorum - hayır; kendimi ölüden alabildiğine daha ölü olan canlı olarak hissediyorum. Varlığımı, olmadığı o baş döndürücü uçurumda keşfediyorum; yoklukta, bir tanrı gibi yerleştiği yoklukta. Yokum ama süreduruyorum; varlığı ortadan kalkmış bu varlık için acımasız bir gelecek sonsuza uzayıp gidiyor. Umut, korku olarak, onu sürükleyip götüren zamanın aleyhine dönüyor. Bütün duygular kendi dışlarına taşıyorlar ve beni yoğuran, beni yapıp bozan ve tam bir duygu yokluğu içinde, bana kendi gerçekliğimi hiçlik biçimi altında korkunç bir şekilde hissettiren o duyguya, yok olmuş, ortadan kalkmış bir halde yöneliyorlar. Bir ad konması gereken bu duyguyu iç daralması olarak adlandırıyorum. İşte gece oldu. Karanlık hiçbir şeyi saklamıyor."
Sayfa 83 - Metis
Felsefe
"İçimde hiçbir şey yok ki, korkunç bir hazza açılır gibi gelecekteki boşluğa açılmasın. Hiçbir kavram, hiçbir imge, hiçbir duygu beni ayakta tutmuyor. Az önce her duyguyu sadece büyük bir mevcudiyetsizlik olarak hissedip hiçbir şey hissetmezken, şimdi eksiksiz duygu mevcudiyetsizliğinde en güçlü duyguyu hissediyorum. Korkumu, olmayan korkumdan sağlıyorum. Korku, dehşet, başkalaşım her düşünceyi geçiyor. Onu hissedemeyeceğimi açıkça hissettiren bir duyguyla boğuşuyorum ve tam o esnada öyle kuvvetli hissediyorum ki, bu kuvvet onu sözle anlatılmaz bir ıstıraba dönüştürüyor."
Sayfa 82 - Metis
Felsefe