Moskova'da, Devrim Müzesi'nde asılı bir sözünde şöyle bir şey diyordu Lenin: "Uluslararası dünya devrimi, emperyalist ülkelerin, tüm dünyadaki ulusal kurtuluş savaşlarıyla metropollerine kovulmalarından sonra gerçekleşebilecek gibi görünüyor. Çelişkili de olsa tarihin gerçeği bu!" Beyaz Saray'ın ünlü teorisyeni, Polonyalı Brezinsky, "Dünyamızı tehdit eden en büyük tehlike milliyetçilik duygularıdır." sözünü boşuna söylemiyor demek!
Yıkılıp giden hiçbir sınıfın diretmeden boynunu ipe uzattığını tarih yazmıyor. Tarihin en karanlık egemen sınıfı, kapitalist emperyalizm, "benden sonra Tufan!" kafasıyla insanlığı bir anda yok edebilecek nükleer silah gücüyle donanımlı bugün. Tüm devrimci atılımlar karşı ağırlığını en gözü kara biçimde koyuyor, aslında çelişkilerini bileyerek mezarını kazan bilimsel, teknolojik her türden gelişmeyi, yaşamını uzatmak için en incesinden kullanmayı beceriyor şimdilik. Dünya dolar saltanatının başkenti Amerika'daki, kompütür programları düzenler gibi, dünyayı elinde tutma yolu olarak cinsellikten dinselliğe her türden en yüksek düzeyde saptırıcı öğrettiler, kof ama çekici düşünce-sanat-edebiyat akımları üretiliyor bugün. Tüm medya olanaklarıyla kozmopolit bir evrensellik içinde yeryüzüne sürülen bu ağılı kültürün de bayıltıcı etkisiyle sınıflararası savaş uyutulmaya çalışılıyor, kişiler, kurumlar satın alınıyor, ulusal kurtuluş kavgası yürüten ülkelerdeki kimi sınıflar, katmanlarla çıkar bağları güçlendiriliyor; bir terslik çıktı mı da, ortalık hiç acımaksızın gizli, açık kana bulanıyor. Bunun en somut, en acı örneklerini gene kendi ülkemizde görüyor, yaşıyoruz. Gerçek vatanseverler vatan haini sayılıp öldürülüyor, ülkemizi yabancılara, Amerikalılara haraç mezat devredenler vatansever diye dolaşıyor bugün Türkiye'mizde. Emperyalizmin tüm