Kitaplardan bu kadar nefret edilmesinin ve korklmasının sebebini şimdi anlıyor musun? Onlar hayatın yüzündeki gözenekleri gösterir. Rahatına düşkün insanlar balmumundan aya benzeyen, gözeneksiz, tüysüz, ifadesiz yüzler ister yalnızca.
İkisinin yüreği birbirine dokunurken bile, adam hâlâ kadını tanımıyor. Uzun zaman önce, küçük bir çocukken, bu dünyada yeri olup olmadığını bilemeden alacakaranlıkta pencereden avluyu seyrettiğini bilmiyor. Çıplak tenine iğne gibi batan, sözlerden örülmüş zırhı bilmiyor. Kadının gözlerinde kendi gözlerinin yansıdığını, o yansıyan gözlerde kadının gözlerinin, sonra yine kendi gözlerinin... Böyle sonsuz bir döngüde yansımaların devam ettiğini bilmiyor. Bu sonsuzluk korkusuyla kadının, zaten kan oturmuş dudaklarını sımsıkı kenetlediğini bilmiyor.