1941-1943 yılı, İkinci dünya savaşı sırasında, Almanların Rusyayı işgalini ve Leningrad şehrinin abluka altına alındığı dönemde, genç bir kız ve bir askerin aşk hikayesini anlatıyor.
Leningrad kuşatması, modern tarihin en uzun süreli ve en yıkıcı kent kuşatmalarından biridir ve ağır kayıplar verilmiştir.
Fin ve Alman kuvvetleri kenti kuşatarak dışarıyla olan bağlantısını kesmeyi amaçlamışlar. Böylece kentin dışında savaş sürerken, kente gıda ve her türlü ihtiyaç maddesinin girişini engellemişler.
Almanlar, tek bir aryan bile ölmeden, tek bir uçak düşmeden, kenti teslim almayı amaçlamışlar.
Hayatında hiç savaş görmeyen, henüz 17 yaşında ki Tatyana, başlangıçta savaşı ciddiye bile almıyor.
Halk acımasız kış ve açlıkla savaşıyor.
Kent'e belirli saatlerde bombalar yağıyor.
Açlıktan ölen insanları yol kenarlarına atıyorlar.
Cenazeleri kaldıracak kimse yok.
Devletin dağıttığı beyaz ekmek, daha sonraları kara ekmeğe dönüşüyor. Daha sonrasında ise kağıt ve talaş karıştırılmış ekmeklerle besleniyorlar.
Kimsenin hayatta kalacağına inanamayacağı, zayıf ve güçsüz Tatyana, Leningrad da hayatta kalıyor, aşkı ve ailesi için mücadele ediyor.
Gerçek bir tarihin, aşk hikayesiyle kurgulandığı bu kitabı çok sevdim.
Alexander ve Tatyana'nın birbirine olan bağlılığı, aşkın kendisini bile kıskandırırdı.
Tarih ve aşk romanı seven her okura tavsiyemdir.