Saffet Nezihi'nin Zavallı Necdet kitabıyla geldim sizlere. Necdet zavallı mı peki gerçekten? Asla. Nedenini de anlatacağım birazdan ama durun önce yazarımızdan bahsedelim. Kendisi dili ve hikayeciliği bakımından Servet-i Fünun döneminin en meşhur yazarlarına taş çıkaracak kadar yetenekli bir zat. Ancak yetenekli olsa da bahtı kara bu muhterem kişiliğin. Nezihi, edebiyatta ses getirmiş olan "Zavallı Necdet" kitabının yaratıcısı evet ve ilk yazdığı dönemlerde de büyük bir ses getirmiş olsa da bu eser maddi olarak Saffet Bey'e pek bir kazanç getirememiştir. Saffet Bey de ömrünü idame ettirebilmek için kuyumculukla uğraşmış ve tam oh artık maddiyatım var dediği anda 1. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle zorla kazandığı paraları da kaybetmiştir... Bu hayatta bir türlü dikiş tutturamayan yazarımız da yaş kemale erince iyice zihinsel problemler yaşamış ve hayatının son zamanlarını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarında geçirmiştir.
İşte görüyorsunuz, Necdet zavallı değildir bittabi ama Saffet Nezihi zavallı denilecek bir hayat yaşamıştır. Nefesinin olduğu zamanlarda değeri bilinmese de günümüzde tekrardan popülaritesine ulaşmıştır yazar. Dilinin akıcılığı, oluşturduğu kurgulardaki merak hissiyatını göklere çıkarması ve kibarcık olan sözcükleri bu popülariteyi de ne kadar hak ettiğinin bir göstergesidir.
Biraz da kitaptan bahsedelim. Yukarıda da dediğim gibi kitabın kurgusu, dili ve özellikle de günümüz Türkçesine uyarlanışı tam bir okur zevki. Konusuna gelecek olursak... Aşk-ı Memnu ve Genç Werther'in Acıları kitabını birleştirmişiz diyebilirim. Yine akın akın romantizm akımına maruz kalıyoruz yani ve evet maalesef ki yine bir yasak aşk hikayesi.
Başrolümüz Necdet ve en yakın arkadaşının eşi Meliha ile arasında geçen bir sözde "aşk" hikayesi. Vicdani hesaplaşmalar, bu yasak