Bulut gelir yer yaş olur
İçer bâde sarhoş olur
Yâr kokusu bir hoş olur.
Mümtaz bu derin ve çıldırtıcı hasretin kendi ıstırabından çok ayrı bir şey olduğunu anlıyordu. O bir asab bozukluğunun değişmiş şekli değil, sıcak ekmek gibi hayatın kendisi ile dolu, onu yapan bir şeydi.
Bulut gelir seher ile
Çiçek açmış bahar ile
Herkes kavuşmuş yâr ile
- İşte bunu sevmeliyiz. İhsan hakikaten mesuttu. Bütün hakikatler burada, bu engin ummanda. Halkımıza ve hayatımıza ne kadar yaklaşırsak o kadar mesut olacağız. Biz bu türkülerin milletiyiz. Sonra birdenbire Yahya Kemal'ın mısrasını hatırladı:
Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden...
Var mı? Yok mu? Ben varım; yeter. Kendime herkesten fazla hiçbir hürriyet de istemiyorum.
- Fakat burada da azap var. Hem daha keskini?
- Hayır, burada yalnız söyleyiş var. Eğer bu türkünün, buna benzerlerin kederi hakikî olsa insan kalbi yarım saat tahammül edemez. Burada biz kalabalıkla karşı karşıyayız. Tecrübe bir kişinin değil, bütün medeniyetindir.
-Bana hürriyeti tarif edebilir misin?
-Ederim. Başkaları için istediğimiz nimet.
-Ya kendin, kendin ne oluyorsun?
-Onu başkaları için istemekle ben de nefsime karşı hür oluyorum.
-Esaretin başka bir nevi. Hepimiz ayrı ayrı varız
-Bir bakıma öyle, yani inanarak istemezsem... fakat herkesle beraber olduğunu düşün, tam hürriyettir. Sen hepimiz ayrı ayrı varız dediğin anda herşeyi kaybedersin. Varlık tektir ve biz onun parçalarıyız! Aksi takdirde dünya her an daha beter olur. Hayır, varlık tektir. Ve biz onun geçici parçalarıyız. Saadetimizi, huzurumuzu ancak bu düşünce ile elde edebiliriz. İnsan teker teker Tanrı olmaz; fakat insanlık bir gün kendisine layık bir ahlak yaparsa tanrılaşabilir!.. Yani bazı büyük vasıflar kazanır.
Herkes az çok bir veya birkaç insanın yüzünden kötüdür. Emin olun buna... Her düşüşün altında bir başkası vardır. Ve herkes kendinin mezarıdır. O herkese benziyor, hepimize... fakat bunu kabul etmiyor.
Suat başını kaldırdı:
-Beğenmedim değil.. aradığımı bulamadım...
İhsan:
Sen musıkinin Allah'ı elinden kolundan kıskıvrak yakalayıp sana teslim etmesini istiyorsun... Bu imkansız bir şey! Her yerde, ancak getirdiğini bulabilirsin! Allah ne Dede Efendi'nin, ne de başka birisinin cebinde değildir.
-Musıki, aşk için iyi vasıta değil...- diye düşündü. Çünkü musıki zamanın üzerinde çalışıyordu. Musıki zamanın nizamı idi; hali yok ediyordu. Saadet ise bu gündedir. Mesut olmadıktan sonra niye sevmeliydi? Fakat kim mesuttu?