Kitaptaki başlıca karakterlerin temsil ettikleri;
Mümtaz: Estetizm + Sorumluluk Arasında Kalan Birey
Nuran: Aşk, güzellik, estetik hayat
Suat: Karanlık benlik, umutsuzluk
İhsan: Akıl, sorumluluk, olgunluk
Aşk ve Estetik → Nuran bölümlerinde zirveye çıkar.
Ölüm ve Nihilizm → Suat üzerinden işlenir.
Doğu-Batı Gerilimi → Geçmiş ve modernlik arasındaki köprü ihtiyacı.
Birey-Toplum Çatışması → Kişisel mutluluk ile toplumsal sorumluluk arasında sıkışma.
Kültürel Kimlik → "Hakiki" ile "taklit" arasındaki ayrım.
Burdan sonrasını spoiler almak istemeyenler okumasın :)
● Nuran ile aşkın Mümtaz üzerindeki dönüştürücü etkisi
Nuran, Mümtaz'ın dünyasını adeta bir "ışık" gibi aydınlatır. Onunla birlikte yaşadıkları, sanat, tabiat ve kadın güzelliğini bir "terkip" halinde algılamasını sağlar. Bu aşk, Mümtaz'ı sanatçı panteizmine yakın bir yoğun yaşama biçimine ulaştırır. Çevresindeki her şey güzelleşir; imgeler ve benzetmeler artar. Ancak Tanpınar bu bölümü anlatırken üslupta ölçüyü kaçırır; aşırı şairane, yüklü, tekrar eden bir dil kullanır. Yazarın bu abartılı üslubu kısmen bilinçli olarak, Mümtaz'ın estetizmini yansıtmak için kullandığı görülmektedir. Yazarın bu üslubu bilinçli olarak kullandığını kitabın içindeki şu alıntıdan anlayabiliriz
"Suat sözünü kesti:
-Bırak bu manasız benzetmeleri... Bir şeyi öbürüne benzetmeden konuşamaz mısın? Bu fena huylar yüzünden işleri ne kadar karıştırdığınızı hala anlamadınız mı?"
●Suat karakteri ve intihar sahnesi
Suat, Dostoyevski etkisi taşıyan, sinik ve hasta bir figürdür; Mümtaz'ın "öteki ben"i gibidir. Onun intiharı, Huxley'in Point Counter Point'indeki Spandrel karakterinden açıkça esinlenmiştir.
Suat'ın varlığı, romanın melodram dozunu artırsa da, Mümtaz'ın bilinçaltındaki ölüm fikriyle yüzleşmesini ve bundan vazgeçmesini