Resimlere çok teşekkür ederim. Fakat bunlar senin gençlik resimlerin mi yoksa yeni mi? Şimdi bu kadar güzel delikanlı olabileceğini zannetmiyorum. Yoksa sen bu kadar afetsin de benim mi haberim yok. Hele profil resim yaman. Güzellik de her zamanki güzelliğin değil. Ben görmeyeli ne kadar değişmişsin. Reşat Şemsettin [Sirer] halt etmiş. Bu resimlerden şarka, garba her tarafa yollayabilirsin. Gör bak. Bütün kızlar sana nasıl vurulacaklar.
-Ayşe Sıtkı Hanım
(Hep Genç Kalacağım s.248)
Benim ne afet olduğumu şimdi mi fark ettin? Ankara'ya gel de yanıp tutuşanları bir gör. Zaten bilmiyor musun a iki gözüm, İzmir'de sen Ankara'da ben, üstümüze dilber yok
-Sabahattin Ali
(İki Gözüm Ayşe s.215)
Dünyada irademi bütün şiddetiyle kullandığım bir tek saha vardır: Yazı yazmak... Bu hususta benden şiddetli adam azdır. Nerede olursa olsun, ne zaman olursa olsun yazı yazabilirim. Ne "soğuk, ne sıcak, ne rahat, ne sıkıntı, ne keder, ne sevinç, ne sükunet, ne gürültü, hiçbir şey benim yazı yazmama tesir etmez.
Yazı yazarken tamamen yazdığım şeyle beraber yaşarım, kendime uygun, tamamen hakiki bir alemde yaşarım. Zaten bütün aksaklığım buradan doğuyor: Yazıların ve kitapların alemini beni ihate eden (saran, içine alan) alemden daha hakiki buluyorum... Ne yapayım Ayşe, dimaği kuvvetlerimi hayatı ruzmerrede (günlük yaşamda) istimal etmeyi (kullanmayı) küçüklük telakki etmiş bulundum; doğrusunu söylemek lazımsa bundan pişman da değilim, mütemadiyen bunun acısını çektiğim halde... Bu yüzden başıma bir iş geldikçe duyduğum his, acaip bir zevk. İhtimal Jean Husse, Savonarola ve bunlar gibi birçokları kafalarının içindeki şeyler için ateşte yakılırlarken buna benzer zevkler (fakat daha kuvvetli olarak) duymuşlardır. Çünkü onlar kafalarının içindeki alemi hakikat yapmak istedikleri için yandılar, benim çektiklerim ise hakikatlere omuz verdiğim için... Hiçbir şey yapmak istemiyorum, yegâne arzum kendi alemimde yaşamak, ve bana benzeyenleri benim alemimde bir an olsun yaşatmaya vesile olacak şeyler yazmaktır. Hayatta daha birçok arzularım olabilir, fakat bu arzuya feda etmeyeceğim hiçbir şey yoktur.
Şiirin pek enfesti doğrusu. Tamam içten gelme hislerle meşbu. Vah çocuğum ne kadar da kendini vermişsin!.. Yavrum insan bir kere sever deli olur. Fakat ikincisinde artık usta olmuştur. Sever gibi görünür deli eder. Sen pek acemi imişsin bu işte. Pardon belki erkekler için bunlar mevzubahis olmaz. Zavallı divaneler ölünceye kadar her şeye ve herkese âşıktır.
"şairin eli sizin ağrıyan sızılarınızı dindiren bir eldir. Şair, sizin sırlarınızın muharriridir. Teselli bulmak istediğiniz zaman sizin gibi yanan, aynı hisleri duyan şaire uzatın ellerinizi."
Nasıl yemek yemek, nasıl su içmek benim için tabii ve zaruri bir ihtiyaç ise şiir yazmak da aynı zaruri şerait altında anbean bastıran bir ihtiyaçtır benim için.
Sabri Esat Sivayuşgil