"Eren..." diye fısıldadı gülerek. "Benimle yemeğe çıkacağın zamanlarda da bu kadar heyecanlanmış mıydın?"
"Heyecanlı olduğumu da nerden çıkartıyorsun. Yapmam gereken bir iş ve bitirmem gereken bir operasyon var, farkında mısın?"
"Çok basit bir soru sordum Edna. Benimle buluşacağın için hiç heyecanlanmış mıydın?"
"Hayır. "
Bana en sarsıcı geleniyse yaşadığım bu trajik durumla yüzleşmekten korkuyor olmamdı. Hiçbir şeyden, hatta ölümden bile korkmayan ben, ilk defa bir şeylerden koruyordum. Ve korktuğum şeyin ne olduğunu bile kestiremiyordum.
Eren'i ya da Drogo'yu kaybetmek mi?
Eren'in ya da Drogo'nun ilgisinden mahrum kalmak mı?
Yoksa, ikisinden birine âşık olmaktan mı?
Başka bir yerde, başka bir zamanda, bambaşka şartlar altında karşılaşsak muhakkak ondan etkilenirdim.
Şu cümle o kadar koydu ki... Bir anda ağlamaya başladım çünkü onlar için başka bir yer yok, başka bir zaman yok, başka bir ihtimal yok, onlar için bir 'biz' bile yok...