Eskiden aynaya baktığımızda kendimize çok daha farklı şeyler söylerdik. O zamanlar, belki de hayatın henüz üzerimize yığmadığı yükler, henüz tam anlamıyla kavramadığımız sorumluluklar ve sınanmamış bir özgüven ile bakıyorduk kendimize. Gençlikten ya da bilinmezliğe duyduğumuz kör cesaretten gelen bir inançla “ Ben en iyisini hak ediyorum” diyorduk. Hatta çoğu zaman gerçekten hak ettiğimizi düşünüyorduk. Kendimize büyük sıfatlar yakıştırıyorduk: güçlü,zeki,özel, fark yaratacak biri… Sanki her şey kendiliğinden yolunda gidecekmiş gibi.
Küçükken sinemada heyecanla izlediğim zamanı hatırlıyorum. Yaş oldu 28 aldık okuduk kitabı. Film tadında heyecan vericiydi. J.K. ROWLING ‘in bu sanat eserine gerçekten hayranım
Müthişti. Serinin üçüncü kitabında Harry’nin maceralarını okumak inanılmazdı. Sıra serinin dördüncü kitabında. Ama filmi gibi kitabında heyecanla süreceğine eminim