Belki de ruh sayısız duyguyu bir anda tattıktan sonra tatmin olmuyor, huzursuzlanıyor ve nihai bir bitkinliğe varıncaya dek, her defasında artan bir şiddetle yepyeni duygular tatmak istiyordur.
Bu kasvetli küçük şehirde bir sonraki adımımı planlamak yerine, izleri henüz silinmiş duyguların, taze hatıraların, yakın zamanda beni içine çekip girdabında döndürdükten sonra bir yerlere fırlatıp atan hortumun etkisi altında oturuyorum.
İnci, John Steinbeck’ten okuduğum ikinci kitaptı. Daha önce Fareler ve İnsanlar’ı okuyup hikeyesinden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Aynı şekilde bu kitapta
hikayesindeki hüznü o kadar iyi işliyor ki kitap bitse de etkisinden çıkamıyorsunuz.
Steinbeck’in neden Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldüğünü, toplumsal ve insani meseleleri nasıl ustalıkla kaleme aldığını görüyorsunuz.
Kitapta Meksikalı inci avcılarını, onların zor hayat koşullarına karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Kino ve ailesinin hikayesini herkes mutlaka okumalı diye düşünüyorum.