Odasına girdiğim zaman büsbütün başka bir Halit Ayarcı ile karşılaştım. Vaktiyle halamı oturttuğu büyük koltukta, ayaklarını masaya dayamış, düşünüyordu. Beni görünce: Ben bir yerde aldandım... Nerede?.. diye sordu. Nerede aldandım? Onu bulsam bana yeter...
Bilmiyorum... diye cevap verdim. En iyisi düşünmeyin bunu artık! Nihayet kendi evleri... İstedikleri şekilde yaparlar. Güle güle otursunlar, der, geçeriz...
O yüzüme, ısrarla, inatla baktı: Niçin, dedi, beni anlamıyorsunuz? Ben bir yerde aldandım!
Gülerek kendisini teselli ettim. Belki mimarlık dehamda!. dedim. İtiraf edin ki bu işten hiç anlamıyordum, anlayamazdım da...
Omuzlarını silkti: Bundan ne çıkar sanki? Fazla oynadık etrafla... Kabul etmiyor musunuz?
Tekrar yüzüme baktı. Hayır, dedi, oynamadık. Hiç oynamadık. Bizi aldattılar. Biz fazla inandık onlara...