Kariyerim boyunca bu dersi aklımdan çıkarmadım. Bir saat, hastanın bir haftası içinde kısa ama potansiyel olarak güçlü bir zaman dilimidir ve eğer kişi kendisiyle ilgili bir şeyler öğrenip değişecekse bu, her zaman benim karşımda, o bir saatin içinde olmayacaktır.
O günlerde hangi savunma mekanizmasını kullanırsam kullanayım, arada bir insancıl tarafım ortaya çıkıveriyordu ve sanırım hastalarıma en çok faydası dokunan anlar da bu empati anlarıydı.
6 No'lu oda çağrısı her anlama gelebilirdi; cebinde kebap şişi saklayan ajite bir şizofrenik katil, bir şişe Valium gizleyen intihara meyilli bir bipolar veya çekilme yaşayan ve üstünüze kusmak üzere olan bir eroin bağımlısı...
Şüphe duymadığı tek şey buydu.
"Hatica."
Ve hâlâ hayattaydı.
Güneydoğu Asya'da, Yengeç Dönencesi ile Ekvator çizgisi arasında bir yerlerde bir yol vardır.
Siyah kanla çizilmiş bir yol.
Korkunun ve ölümün hâkim olduğu bir yol..
Yıllar boyunca hep bir katil aradığımı sandım. Halbuki aradığım sadece bir aynaydı. Ondan yansıyacak görüntü, bana, benim gerçeğimi, ruhum ile bedenim arasındaki uyumu gösterecekti.