Benci düşünmenin bakış açısı çok sınırlı olduğundan benmerkezci insanlar olayları farklı pencerelerden görme konusunda zorlanırlar. Dünya onlar için yaratılmıştır. Onları rahatsız eden şey herkese etmelidir; onlar için bir sonuç göstermeyen şey kimse için önemli olmamalıdır.
Sorun şu ki, bazı insanlar, her insanın, kendi penceresinden baktığını anlamaz. Onlar için “benimki daha iyi”, herkesin kendi sahip olduklarına dair geliştirdiği bir tutum değildir bunun yerine kendi özel durumlarını has, yüce bir gerçektir .
Kimi kitaplar okunur ve biter, kimi kitaplar ise insanın içinde yaşamaya devam eder. Kitabı bitirdiğimde yalnızca Meryem ve Leyla’nın hikâyesini değil, kadın olmanın, insan olmanın ve özgürlüğün değerini de yeniden düşünmeye başladım.
Roman, Afganistan’da savaşın, yoksulluğun ve baskının gölgesinde yaşayan iki kadının hayatını anlatır. Ancak bu eser yalnızca bir savaş romanı değildir; aynı zamanda kadınların maruz kaldığı eşitsizliklerin, değersizleştirilmelerinin ve buna rağmen ayakta kalma mücadelelerinin hikâyesidir. Kitap boyunca kadınların eğitimden, seçim hakkından, çalışma hayatından ve hatta en temel insan haklarından mahrum bırakılmasına tanık oluyoruz. Erkek egemen düzenin kadınları susturmaya, küçültmeye ve yalnızlaştırmaya çalışması insanın içini acıtıyor.
Beni en çok etkileyen noktalardan biri, kadınları ezen bu karanlık düzenin içinde kadınların birbirine ışık olmasıydı. Meryem ve Leyla’nın ilişkisi, kan bağı olmadan da gerçek bir aile olunabileceğini gösteriyor. Bu kitapta kadını kurtaran yine bir başka kadın oluyor. Dayanışmanın, sevginin ve fedakârlığın insanı nasıl yeniden ayağa kaldırabileceğini görüyoruz.
Roman boyunca insanın değer gördüğü yerde nasıl güzelleştiğini, sevildiği yerde nasıl güçlendiğini fark ediyoruz. Sürekli aşağılanan, hor görülen ve yok sayılan insanların zamanla nasıl solduğunu; buna karşılık sevgi ve saygı gördüklerinde nasıl yeniden filizlendiklerini görmek oldukça etkileyiciydi. Kitap, insan ruhunun ne kadar güçlü olduğunu gösterirken aynı zamanda sevginin bir lüks değil, temel bir ihtiyaç olduğunu da hatırlatıyor.
Bin Muhteşem Güneş beni hem çok üzdü hem de çok şaşırttı. Sayfalar ilerledikçe öfkelendiğim, gözlerimin dolduğu ve uzun süre düşündüğüm birçok bölüm oldu. Ancak aynı zamanda sahip olduğum haklar için şükretmeme