Hatice Aleyna Özpolat

Hatice Aleyna Özpolat
@Kitapdostuhatice
Üniversite Mezunu ve İkinci Üniversitesini Okuyor
Kıbrıs, Lefkoşa
Malatya, 6 Aralık 1999
571 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
-Kadınlar, medeniyeti gözleriyle anlamaya mahkûmdur. Bunlar, hakiki medeniyetçilerden daha bahtiyardırlar: Şekillerle iktifa ederler ve renklerin değişmesi onları eğlendirir. Fakat hakiki terakkiye (gelişme) inanan, kültür sahibi bir İngiliz kızın sükûtu hayalini düşün! Her şeye vâsıl (ulaşan) olmuş, fakat hiçbir şey bulamamıştır. İçlerinde intihar edenler var. Bu daha fena. Zira onlar için medeniyet, cazip bir renkler âleminden ibaret değildir. Onlar bütün ümitlerini insanlığın muhteva olarak tekâmülüne bağlamışlar ve büyük harp misaliyle de aldandıklarını anlamışlardır. Onlar ideal sahibidirler; bizimkiler fantezi düşkünü; onların aldanışı daha korkunçtur.
Sayfa 95 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ah, insanlar niçin her şeyi anlamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi -fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İlla ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hakim olmak arzuları...
Sayfa 84 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı
Artık Neriman nereden gelip nereye gittiğini anlıyordu, çünkü iki zıt iştiyakın remizlerini gözleriyle görüyor ve mukayeseler yapabiliyordu. Şinasi Neriman'ın gözünde, aileyi, mahalleyi, eskiyi, şarklıyı temsil ediyordu; Macit yeninin, garbın ve bunlarla beraber meçhul ve cazip sergüzeştin mümessili ve namzediydi.
Sayfa 58 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı
-Kimi adam vardır ki sabahtan akşama kadar oturur ve düşünür. Onun bir hazine-i efkarı (fikir zenginliği) vardır, yani fikir cihetinden zengindir; kimi adam da vardır ki sabahtan akşama kadar ayak üstü çalışır, mesela bir rençper, fakat yaptığı iş dört tuğlayı üst üste koymaktan ibarettir. Evvelki insan tembel görünür velakin çalışkandır, diğer insan çalışkan görünür velakin yaptığı iş sudandır. Zira birisi maneviyat ile zihin gayretiyle yapılan iştir; öbürü vücut ile bedenle yapılan iştir. Maneviyat daima daha âlidir, vücut sefildir. Yapılan işlerin farkı da bundandır.
Sayfa 48 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı
-Garplılar neden köpeğe benziyorlar? -Çünkü onlar daima uyanık, uyurken bile uyanık... Çalışıyorlar, kazanıyorlar, iyi yaşıyorlar. Faiz Bey bir daha güldü; latifeci şahsiyetini ihtiyar yönünün vakarında gizleyerek sordu: -Şimdi bu sarman fena mı yaşıyor? Bak senin kucağında mışıl mışıl uyuyor. Neriman da güldü: -Ama biz olmasak açlıktan geberir. -Köpeklerin de sahipleri olmasa açlıktan ölmezler mi? Kızını daha fazla üzmek istemeyen Faiz Bey ciddileşti ve müstehzi suallerinin cevabını beklemeyerek söyledi: -Güzel bulmuşsun, dedi, filhakika (gerçekten) şarklılar, kediler, garplılar da köpekleri bunun için severler; şarklı tembel, garplı da çalışkandır. Fakat gel seninle bu muammayı birlikte halledelim. Acaba her oturan adam tembel, her koşan adam çalışkan mıdır?
Sayfa 48 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı