Bankadan çıktım, ayaklarım beni Selime'nin odasına götürdü. Uzun yol yürümüş gibi yorgunum. Aşk acaba bu mudur? Çiçekler bana güzel görünüyor! Aklıma şiir parçaları, beyitler, mısralar geliyor! Çocukluktan ezberimde kalmış bir şarkıdan yahut türküden bir mısra, saçma bir şey, ama bence yanık, dokunaklı, anlatılmamış, anlatılamaz duyguların bir ifadesi...
Bilmem böyle bir kırgınlığım var. Her yer bana boş ve hüzünlü geliyor. Yeryüzü bana eskimiş görünüyor, her yeri toz kaplamış. Bundan evvel özenip yazmaya başladığım bir eserin müsveddeleri de masanın üstünde tozlanıyor. Sevmek, sevilmek ne boş! İnsan korkunç bir yalnızlık içindedir. Kimsenin ne düşündüğünü bilemezsiniz! Bu yalnızlığı ben her zaman duymam.
—Siz bana hayat için ne tavsiye edersiniz?
—Nasıl?
—Ben ne yapmalıyım?
—Anlamadım.
—Siz kadınların çalışmalarını doğru buluyor musunuz?
—Yerine, adamına göre.
—İşte benim yerimde bulunan bir kadın çalışmalı mıdır?
—Bilmem ki, çalışmaktan ne anlıyorsunuz? Bence kimse boş oturmamalıdır.
—Yok, öyle çalışmak değil. Böyle dairelerde erkekler gibi çalışmak...
—Geçineceği yoksa, aç duramaz ya!
—Aç duramaz ama, o kadının başka vazifeleri yok mudur?
—Çalışmakla kadınlıktan çıkmıyor ya. Gene kadınlığını eder!..
—Çıkmaz olur mu? Bir daha o kadın evine, salonuna nasıl bakar? İster istemez çocuk doğurmaktan kaçar...
—Ben kadın olsam kendi ekmeğimi kendim kazanmak ve gönlümün istediği zaman istediğim erkekle yaşamak yolunu tutardım!
—Kadın değilsiniz de onun için böyle düşünüyorsunuz. Kadınlar idare olunmaktan hoşlanırlar. Kadın çalışır, çalışmaz değil, ama idareyi düşünmek kadınlara ağır gelir. Her zaman kendilerini idare edecek bir erkek ararlar.
—Çalışır parayı kazanırlarsa idare edecek bir adam tutabilirler.
—Bunları anlamak için, bana kalsa ilkin kadın olmak ister.
—Ama kadınlar görüyorsunuz ki erkeklere iş bırakmamaya çalışıyorlar.
—Yokluktur, kocaları 'para kazan' diyorlar. Bundan başkası inanınız ki özenciktir. Ben, çoklarını biliyorum.