Hatice Aleyna Özpolat

Hatice Aleyna Özpolat
@Kitapdostuhatice
Üniversite Mezunu ve İkinci Üniversitesini Okuyor
Kıbrıs, Lefkoşa
Malatya, 6 Aralık 1999
567 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Küçüklüğümden beri okumayı çok severdim. Günümün birkaç saatini kitaplara verirdim. Okurken başka bir dünyaya girer, bütün dertlerimi unuturdum.
Sayfa 56 - İnkılap Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Burada, bu kırık masanın başında ilk satırları yazdığım gecelerdeki kadar nikbin değilim. Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir... Şimdi anlıyorum ki değilmiş... Yollar görünmez kayalarla doluymuş... Onlara çarpmamak lazımmış... Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş... Tâ kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...
Sayfa 55 - İnkılap Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
-Siz ancak romanlarda tesadüf edilebilecek ideal bir kahramandan bahsediyor gibisiniz. İnsan olsun da hiçbir zaafı olmasın! Maarif müdürü, arkadaşının yüzüne bakıp gülerek: -Böyle bir iddiada bulunmadım. -Onda en ehemmiyetsiz bir zaaf gösterilemez demediniz mi? -Evet... -Şu halde? Tevfik Bey elini eski arkadaşının dizine vurarak: -Bir insan için zaaftan mahrumiyet de büyük bir zaaf değil midir? Hatta zaafların en büyüğü... -Paradoks yapıyorsun Tevfik Bey... -Bilakis Allah'ın en basit bir hakikatini söylediğime kaniyim. Zehra Hanım'ı size bir kemal heykeli, ideal bir roman kahramanı olarak tasvir ettim. Fakat dikkat ediniz ki "Tam bir insandır" sözünü sarf etmedim. Şimdi de size bu güzel madalyonun ters tarafını, kendi görüş ve düşünüşüme göre tasvir edeyim. Doğruluk, temizlik, fedakarlık hastalığı onda insanlığın en kıymetli bir kabiliyetini öldürmüştür: Acımak kabiliyeti... Zehra Hanım'a hissiz bir kadın denemez... Bilakis geniş bir ruhu var. Güzel, doğru, temiz şeyleri çılgınca sevebiliyor, onlar için her fedakarlığı yapıyor. Fakat zaafa, düşkünlüğe, çirkinliğe acımıyor. Sadece kızıyor, hırçınlaşıyor. Kabahatli insan, düşkün insan onun gözünde ekin tarlalarında bitmiş muzır bir ot gibi. Onu acımadan söküp atıyor. Yapılmış bir fenalık için mazeret tanımıyor...
Sayfa 11 - İnkılap Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Mebus dizlerine tırmanan bir kediyi okşuyor, ona sofra artıklarıyla ziyafet çektiriyordu: -Bunlar mektebin göze görünen kısımları, dedi. Manevi ciheti nasıl acaba? Hayat beni biraz reybi(şüpheci) yaptı. Zahiren çok faal ve işgüzar görünen insanlardan daima bir parça şüphe ediyorum... Kezalik görünüşü, gösterişi çok mükemmel olan müesseselere de pek emniyet edemiyorum. -Bu Zehra Hanım için sizi o cihetten de temin edebilirim. Çocuklarımıza verdiği terbiye de aynı derecede temiz ve mükemmeldir. Bir kere çok müspet kafalı bir kadın... Hurafe ve hayal ile mütemadiyen mücadele eder, talebesine ancak ilmîn en müspet hakikatlerini öğretir. Sonra onda bir nevi hastalık, hiç durmayan, onu daima için için yakan bir humma var: Doğruluk, fedakarlık, manevi temizlik hastalığı... Haksızlığın, yalanın, riyanın, hasılı bütün ahlaksızlıkların ve zaafların müthiş bir düşmanıdır.
Sayfa 10 - İnkılap Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Tevfik Bey devam etti: -Bundan dört sene evvel küçük bir kız minimini bir Darülmuallimat mezunu olarak buraya gelmiş... İlk zamanlarda çok sıkıntı çekmiş... Fakat meyus olmamış... Kasabayı kendine vatan, mektebi bir aile ocağı yapmış... O kadar azim ve gayretle çalışmış ki terfi ve terakkisine mani olamamışlardır... Daha yirmi beş yaşına gelmeden başmuallim yapmışlar, eline kocaman bir kız mektebi teslim etmişler... Şimdi yirmi dokuz otuz yaşlarında vardır... Kasabanın en sevilen, emniyet edilen, hatırı sayılan bir insanıdır. Bugün ekserisi kocaman ev hanımları olan eski talebesi üzerinde hâlâ eski nüfuzunu muhafaza eder... Onu bir abla, bir ana gibi dinlerler, bütün müşküllerini ona hallettirirler. Mektebe gelince... Biraz sonra göreceksiniz ya... Bu mütevazı kasabada unutulmayacak kadar güzel bir şeydir... Parasız hiçbir şey olmaz, deriz... Esas itibarıyla doğrudur... Fakat çalışan ve irade sahibi bir insanın da az para ile ne büyük işler yapabileceğine bu mektepten güzel misal gösterilemez...
Sayfa 8 - İnkılap Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat