"Kâinat her daim dengededir. Gece ve gündüz gibi. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.”
Şems-i Tebrizi
Patavatsızlıkla açıksözlülük arasında çok ince bir çizgi vardır. İkisi çoğu zaman birbirine karıştırılır. Çok insan patavatsızlığına açıksözlülük kılıfı uydurmuştur ve ağzına geleni bu savunmanın arkasına gizlenerek rahatlıkla söyleyebilir.
“Kızma bana çünkü ben açıksözlü dürüst biriyimdir” açıklamasına ihtiyaç duyanlar çoğunlukla diliyle insanları kıranlar, yaralayanlar, acıtanlar ve bundan gizliden gizliye haz alanlardır. Sözde kırmaktan çok çekinirler, yıkıcı olmaktan imtina ederler ama huyları kurusun ki pek dürüst, pek açıksözlüdür-ler. Oysa yaptıkları tek şey sadece patavatsızlıktır.
Açıksözlülükle patavatsızlık arasındaki en belirleyici fark “niyet”tir. Niyeti iyi olanın ağzından yakıcı, acıtıcı, sarsıcı,
kötü sözler çıkmaz. Çünkü niyeti iyi olan acıyı tatlı şekilde söylemenin yolunu bilir. Onun rehberi kalbidir zira. Nasıl konuşması gerektiğinin bilgisini kalbi fısıldar kulağına. Seçtiği kelimeler, kurduğu cümleler tıpkı iyi niyeti gibi temiz, saf ve yapıcıdır. îkaz amaçlı bile olsa kimseye acı gelmez. Lâkin bazılarının selamı bile fena halde batar insana. “Bugün çok iyi görünüyorsun” dediklerinde bile kırıcı, incitici, imalı bir etki bırakırlar. Kötü hissettirirler. Can yakarlar. Sadece selam vererek bile acıtırlar çünkü niyetleri iyi değildir. Zaten içten içe amaçları da iyi niyetli gibi görünen olumlu sözler aracılığıyla olumsuz enerjilerini aktarmaktır.