Sokaklardan, caddelerden geçiyorduk. Bir sürü araba, üst üste insanlar, kalabalık... Herkes birbirinin yaşamından habersiz, bir yol tutturmuş gidiyordu, kimse kimsenin umrunda değildi; kimse böyle bir çaba içinde de değildi. Derin bir nefret duydum. "Hapse girmek istiyorum, çünkü bu kalabalığı hiç sevmiyorum. " dedim içimden.
Kuş bilimcisi olan Böhm'ün leylekler üzerine olan ilgisi ve sürekli belirlediği leyleklerini takip etmesi sonucunda göç sırasında leyleklerinin kaybolduğunu farkediyor. Göç seferini takip etmesi için Louis'i tutuyor. Louis ise kaybolan leyleklerin akıbetini öğrenmek için çıktığı serüven kabusa dönüyor.
Korkunç sırlar, tüyler ürpertici cinayetler ve bu cinayetleri son sayfalarına kadar anlayamıyorsunuz. Leylekler üzerinden böyle bi kurgu çıkması hayranlık bırakıyor.
Muhteşem bir kurgu ve şaşırtıcı bir son.
Leyleklerin UçuşuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202412,4bin okunma
-Artık barışalım. Söz veriyorum bir daha hiç kimseyle gülerek konuşmayacağım.
*Erkek sözü mü?
Gülümsedi.
-Hayır. Sevginin değerini bilen kadın sözü bence bin kere daha sağlamdır.
Her insan tektir, her bireyin kendi özellikleri, içgüdüleri, farklı beğenileri, istekleri, serüven biçimleri vardır. Ancak, toplum her zaman belirli davranış kurallarını herkese empoze etme eğilimindedir, tek tek insanlar ise neden bu kurallara uymak zorunda olduklarını merak etmezler. Bunları kabullenirler. Saatin yönünü sorgulayan biriyle karşılaştınız mı hiç?