İstismar, kadın sünneti, çocuk yaşta zorla evlilik, fuhuş, güç, yoksulluk, para... Her şey var bu hikayede. En üzücü olanı ise gerçeklik.
Yazarın Mısır'daki bir cezaevinde tanıştığı mahkumun hayat hikayesi olan bu kitap, roman diliyle güçlendirilip anlatılmıştır. Yaşanan olaylar dramatize edilmeden, açık ve soğukkanlı bir şekilde okuyucuya sunulmuş. Süslü cümleler yok. O yüzden her okurun psikolojisi kaldırmayabilir.
Kendim için konuşacak olursam psikolojim bozulmadı, ağlamadım ve çok fazla sarsılmadım. Dünya genelinde o kadar insan dışı olaylar oluyor ki herkesten her şeyi bekler duruma geliyorsun. Sadece gözlerimdeki ışık sönüyor ve boş boş bakıyorum dünyaya. Aklımda dönen en saplantılı soru, insanların nasıl bu kadar vahşi olabildiği. Güçlü, neden her zaman güçsüzü veya korunmaya muhtaç olanı ezmek zorunda? İnsanlar neden güzel olmayan her şeyin kölesi olmuş durumda? Huzurlu, mutlu, sakin bir hayat kurabilecekken neden aşağılık olmayı seçerler? Maalesef psikolog da olsak belirli bir seviyeden sonrasına aklımızın ereceğini düşünmüyorum. Keyifle okuyamayacağınızı biliyorum ama tavsiye ediyorum. Konu özeti geçmeyeceğim ki çoğu yorumumda da geçmem zaten. Minicik bir detayı bilip kitaba öyle başlamayı sevenlerdenim. Hoşça kalın.