Yine geçmişteyiz yine hüzünlü bi kız çocuğu... Hiç bir zaman kendimi bi çocuk olarak göremedim yaşıtlarımı parkta görünce keşke bende çocuk olsaydım demek... Bunu demek nasıl bir duygu ah bilseniz...
İçindeki çocuğu öldürme derler ya hani işte ben içimdeki çocuğu bırak, dışımdakini bile ta çocuk iken öldürdüm...
Küçük bir bedenin taşıdığı onca yük yüz ifademe öyle bir işledi ki hep sabit ve soğuk baktım dünyaya.Evet yaşlanmamış olabilirim ama ben çoktan büyüdüm ve içimdeki çocuk çoktan terk etti beni...
Bir oyuncak uğruna veya bir çikolata uğruna ağladığım tek bir gün yok desem garipsemeyin çünkü ben küçük değildim... Kendimi hep buna inandırdım; "Ben çocuk değilim!"
Geçmişte yaşayamazdım elbette hep önüme baktım ama aklımda ister istemez geçmişin izleri dolandı durdu...
İnsanlar çocukluğunu özlerken ben çocukluğumdan kaçtım. Kalbim artık donmuştu insanlara karşı ruhum ise yorgun ve içine kapanmıştı...
Dışarda olup bitenlere kayıtsız kalmak hep zoruma gitti ama ne varki elimden köşede olanları izlemekten başka bir şey gelmiyordu.
Ruhum hep benimle savaş verdi... En büyük savaş benim içimde benliğimle verdiğim mücadeleydi.
Sevilirsem belki bir şeyler değişir diye düşünmüştüm ama gel gör ki insanlar yalnızca çıkarları uğruna seviyormuş başarımla sevildim ama yere düştüğümde elimden tutan yoktu...
Hocalarım arkadaşlarım hatta annem babam... Başarılı olduğum dönemler gerçekten sevildiğimi sandım oysa sevilen sadece başarım idi...
Artık sevilmek istemiyordum çünkü bu yüceltilen duygu bile sahteydi... Çocukluğumu öldüren katil kimdi peki?
Ben miydim yoksa... Hayır hayır ben olamazdım bunu...bunu... Her neyse kendime bile itiraf edemediğim duygularla boğuşmaya devam ediyorum işte. Her şeye rağmen hayat güzeldi; okunacak kitaplar, sevilecek kediler ve açacak papatyalar vardı