İçimde yine o bastıramadığım doğuştan süregelen sıkıntı... Düşünüyorum bazen ah aslında bazen değil her zaman kafamın içindeki susturamadığım sesler düşündürüyor beni...
Düşünürken dünyadan uzaklaştığımı sanıyorum oysa sadece bi anlığına dünyayı görmezden geliyormuşum.
Kafamda öyle bi gürültü var ki sesleri duymamak adına sığındığım kitaplarım bile bazen susturamıyor...
Dalıp gidiyorum adını bilmediğim yerlere... Derdin nedir diyenlere cevap veremiyorum çünkü ne olduğunu ben bile bilmiyorum. Tek bildiğim bi şey var hep bir arayış içindeyim ne aradağımı kendim de bulamadım ama manasız bi şekilde bi beklentim var sokaktan geçerken, otobüste, evde, izlediğim dizilerde ve hatta okuduğum kitaplarda....
Her yerde aynı şeyi arıyorum ama henüz ne olduğunu ben bile bulamadım.
Bana bu satırları yazdıran nedir kafamın içinde dolanıp duran göğsümü daraltan o şey ne?...
Her sorunun cevabı olmaz demişti bir hocam. Ben de madem cevabı yok neden o sorular oluştu demiştim... Sahi sorular cevap almak için oluşmamış mıydı...
İç dünyama o kadar dalıyorum ki bazen dış dünyada olup bitenleri göremiyorum bile...
Hep o arayış ve hep cevabını bulamadığım sorular...
Düşüncelerimde boğulmaktan korkuyorum. Şunu da biliyorum ki ruhum çoktan pes edecek durumda o kadar yorgun ki çantasını toplamış gitmeye hazır gibi...
Yağmurlu havalarda içime oturan hüzün ve tatlı huzur, kitap okurken içinde kaybolduğum hayatlar, ve Rabb'imin beni beş vakit huzuruna beklediği gerçeği biraz olsun içimi rahatlatıyor olsa da kalbimdeki hüzün hiç bir zaman çıkmıyor ordan... Kim bilir belki de bu dünyaya ait olmadığımdandır...