Ülkü Tamer, İkinci Yeni’nin en duru, en ince seslerinden biri… Ders kitaplarında sıkça karşıma çıkan, şiirlerine ara ara rastladığım bir şairdi. Dinlediğim Düşenlere şarkısının ona ait olduğunu öğrendiğimdeyse, onu daha yakından tanımak istedim. Bir şairi gerçekten tanımanın en iyi yolunun, kaleminden dökülen anılara ve mektuplara kulak vermek olduğuna inanırım. Bu düşünceyle Yaşamak Hatırlamaktır adlı anı kitabını ve Güneş Topla Benim İçin şiir kitabını sipariş ettim. Paralel okuma yöntemiyle her ikisini birden okumaya başladım.
Yaşamak Hatırlamaktır, daha adıyla bile insana çok şey düşündüren bir kitap… Çocukluk anılarından İstanbul yıllarına; sinemaya olan tutkusundan oyuncu olma isteğine, edebiyat ve sinema dünyasından insanlarla yaşadıklarından yayıncılığın çileli yanlarına kadar birçok hikâyeye tanıklık ediyor insan. Ülkü Tamer’in samimiyeti, alçakgönüllülüğü ve bilgeliği o kadar doğal bir şekilde yansımış ki satırlara… Şairin anılarını okurken şiirlerini de eşzamanlı okumak, onu çok daha yakından tanıma fırsatı sunuyor, bunu bir kez daha anladım.
Tamer’in dizeleri, yaşadığı dünyaya kayıtsız kalmayan bir duyarlılıkla örülüdür. Onun şiirinde sokaklar, istasyonlar, kuşlar, çocuklar ve hüzünler birbirleriyle konuşur sanki. Ölümü bile hüzünle değil, bir ninni inceliğiyle anlatır; kayıplara ağıt yakarken bile umudu elden bırakmaz. Bu yüzden onun şiirlerini okuyan herkes, mutlaka kendinden bir şey bulur: Belki çocukluğundan bir ses, belki çoktan unutulmuş bir koku, belki de hiç gitmediği bir şehrin kıyısında bekleyen bir özlem…
Onun şiirleri, rayların üzerinde titreşen bir sessizlik kadar tanıdıktır; gidenin ardından geriye kalan o belirsiz duygu kadar derindir. Belki de tam bu yüzden, Ülkü Tamer’in dizeleriyle karşılaşmak, insanın kendi geçmişiyle, anılarıyla,