Kitaplarimin renkleri

Kitaplarimin renkleri
@Kitaplariminrenkleri
Ağabey/ Mahir Güven
Puan vermedi
Mahir Guven’in Ağabey romanı, Paris’in arka sokaklarında, göçmen mahallelerinde ve görünmeyen hayatların içinde ilerleyen sarsıcı bir anlatı kuruyor. Okurunu doğrudan o sıkışmışlığın, o dar alanın içine çekiyor. Paris’te bir süre bulunmuş biri olarak, romanda karşılaştığım atmosfer bana fazlasıyla tanıdık geldi. Günlük hayatın içindeki gerilim, aidiyet eksikliği ve sürekli bir yere tutunma ihtiyacı metnin her satırına sinmiş. Bu yüzden hikâye sadece okunmuyor, aynı zamanda hissediliyor. Romanın en güçlü taraflarından biri radikalleşme meselesine yaklaşımı. Karakterlerin yaşadığı kırılmalar, dışlanmışlık ve kimlik arayışı, bu sürecin nasıl adım adım oluştuğunu düşündürüyor. Okur, kesin yargılara varmaktan çok, bu sürecin arka planını anlamaya yöneliyor. Sokak diliyle kurulan anlatım, metne canlılık kazandırırken; karakterlerin iç dünyası da derinlikli bir şekilde açılıyor. Kadın bedeni, savaşın yarattığı etik sorunlar ve kimlik meselesi romanın katmanlarını genişletiyor. Ağabey, 2018’de Prix Goncourt du Premier Roman ödülünü kazanmış bir eser. Bu ödül, romanın edebi gücünü görünür kılan önemli bir detay. Benim için bu kitap, görmezden gelinen hayatların içinden konuşan, rahatsız eden ama tam da bu yüzden etkileyici olan bir metin olarak kaldı.
AğabeyMahir Güven · Can Yayınları · 2020102 okunma
Reklam
Felaketzedeler Evi
Puan vermedi
FELAKETZEDELER EVİ Kitabı elime aldığım an, sanki içimde bir yerlere dokunacağını biliyordum; nitekim öyle oldu. Gösterişsiz kelimelerle bile sıradanlıktan çok uzak bir acıyı bu kadar güçlü anlatabilmek… Bu, yazarın kelimelerle kurduğu en sarsıcı büyülerden biri. “Kaçık”ların bir araya geldiği o karanlık bakımevinin kapısından içeri adım atar atmaz, perişanlık ve kirlilik neredeyse sayfaların arasından taşarak okura temas ediyor. William, toplumun görmek istemediği, varlığıyla kimilerini rahatsız eden insanların toplandığı bu bakımevine halası tarafından bırakılır. Ve böylece onun deliliğe sürüklenen hikâyesine tanıklık etmeye başlarız. En başta yalnızca bir kitap okuduğunu sanırız; sonra sayfalar ilerledikçe aslında bir kitap yazdığını, o kitabın yayımlanmamasının ise ruhunda açtığı derin yarayı görürüz. Çok okuduğu için delirdiğini düşünenlerin olduğu bu acımasız dünyada, William’ın zihni sessizce parçalanır. Roman, yalnızca bir insanın çözülüşünü değil; sürgün edilmiş, ötekileştirilmiş, sesini duyuramamış insanların da hikâyesini taşır içinde. Küba’dan Amerika’ya savrulan komünistlerin karanlık kaderi, arka planda ağır ağır ilerler. William’ın iç dünyası ise bir insanın nasıl aynı anda hem okuyan, hem yazan, hem seven, hem şiddete yönelen bir yaralı ruha dönüşebileceğini tüm çıplaklığıyla gösterir. İşte romanı esas sarsıcı yapan da bu: bir insanın tüm çatlaklarını dürüstçe görebilmek. Kısa olmasına rağmen içimde uzun süre yankı bırakan, kalbime oturan bir roman daha kapandı elimde. Ve en çok da şunu bilmek, romanı daha da özel kılıyor: Guillermo Rosales’in kendi hayatından izler taşıyan bu eser, yarı otobiyografik oluşuyla okuru daha derinden sarsan bir gerçekliğe sahip.
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,407 okunma
Çiçeklenmeler Melisa Kesmez
Puan vermedi
Melisa Kesmez… “Nohut Oda” ile okuma serüvenime eklenen yazarlardan biri olmuştu. Dilindeki sadelikle sıradan olayları bile çarpıcı bir şekilde anlatması hemen dikkatimi çekmişti. Hemen ardından “Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz”i okudum; yine insanın ruhuna ince ince işleyen, öykü okumanın tadını sonuna kadar hissettiren bir kitaptı. Son olarak “Bazen Bahar”… Bu kitapla beni gerçekten canevimden vurdu. Akıp giden diliyle, okuyanın kendinden çok şey bulabileceği harika bir eser. Öyküler açıldığında sohbette gönül rahatlığıyla önerdiğim bir kitap hâline gelmişti. Hal böyle olunca “Çiçeklenmeler” çıkar çıkmaz hemen aldım. Kapağıyla ilgi uyandıran bir novella. Orhan ve Türkan’ın hüzünlü hikâyesinin ardından, Türkan’ın bir dönüm noktasında çiçeklenmesini, büyümesini anlatan kısa bir roman… Ne yazık ki bu kez beğenemedim. Bir eseri “beğenmedim” demek her zaman zor gelir bana; sonuçta ortada büyük bir emek var. Yine de insan düşünmeden edemiyor: Acaba yazar roman yazmaya yönelirken ne hissetti? Belki roman formunu denemek istedi, belki yayınevinin bir yönlendirmesiydi… Ama maalesef bu kitapta o bütünlük yoktu; hikâye yarım kalmış hissi veriyor ve duygular yüzeysel kalıyor. Melisa Kesmez’in öyküleriyle bizi büyülemeye devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Onun kalemi öyküde gerçekten parlıyor.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
Yaşamak Hatırlamaktır
Puan vermedi
Ülkü Tamer, İkinci Yeni’nin en duru, en ince seslerinden biri… Ders kitaplarında sıkça karşıma çıkan, şiirlerine ara ara rastladığım bir şairdi. Dinlediğim Düşenlere şarkısının ona ait olduğunu öğrendiğimdeyse, onu daha yakından tanımak istedim. Bir şairi gerçekten tanımanın en iyi yolunun, kaleminden dökülen anılara ve mektuplara kulak vermek olduğuna inanırım. Bu düşünceyle Yaşamak Hatırlamaktır adlı anı kitabını ve Güneş Topla Benim İçin şiir kitabını sipariş ettim. Paralel okuma yöntemiyle her ikisini birden okumaya başladım. Yaşamak Hatırlamaktır, daha adıyla bile insana çok şey düşündüren bir kitap… Çocukluk anılarından İstanbul yıllarına; sinemaya olan tutkusundan oyuncu olma isteğine, edebiyat ve sinema dünyasından insanlarla yaşadıklarından yayıncılığın çileli yanlarına kadar birçok hikâyeye tanıklık ediyor insan. Ülkü Tamer’in samimiyeti, alçakgönüllülüğü ve bilgeliği o kadar doğal bir şekilde yansımış ki satırlara… Şairin anılarını okurken şiirlerini de eşzamanlı okumak, onu çok daha yakından tanıma fırsatı sunuyor, bunu bir kez daha anladım. Tamer’in dizeleri, yaşadığı dünyaya kayıtsız kalmayan bir duyarlılıkla örülüdür. Onun şiirinde sokaklar, istasyonlar, kuşlar, çocuklar ve hüzünler birbirleriyle konuşur sanki. Ölümü bile hüzünle değil, bir ninni inceliğiyle anlatır; kayıplara ağıt yakarken bile umudu elden bırakmaz. Bu yüzden onun şiirlerini okuyan herkes, mutlaka kendinden bir şey bulur: Belki çocukluğundan bir ses, belki çoktan unutulmuş bir koku, belki de hiç gitmediği bir şehrin kıyısında bekleyen bir özlem… Onun şiirleri, rayların üzerinde titreşen bir sessizlik kadar tanıdıktır; gidenin ardından geriye kalan o belirsiz duygu kadar derindir. Belki de tam bu yüzden, Ülkü Tamer’in dizeleriyle karşılaşmak, insanın kendi geçmişiyle, anılarıyla,
Yaşamak HatırlamaktırÜlkü Tamer · Ketebe Yayınları · 2020149 okunma