Pozan

Pozan
@Kitapozan

Pozan

, bir kitap okudu
6/10
·320 syf.··
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2021 14:15
·
2021 24. kitabı
Josh Malerman
8.2/10 · 1.139 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·464 syf.··
2021 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 14:11
Umut Bıçağı |3.5/5| Patrick Ness’in kaleme almış olduğu kitaplardan, Kaos Yürüyüşü serisinin ilk kitabı olan Umut Bıçağını okudum. Patrick Ness’le bir şekilde ‘uyuşmadığımı’ fark ettim. Bundan önceki okuduğum kitabı Son ve Ötesi idi ki onu gerçekten de beğenmemiştim. Bu kitap, Son ve Ötesi’nden daha iyi ama yine ayıla bayıla okuyamadım. Bir çeşit gürültüye neden olan virüsün kol gezdiği dünyada, kadınlar bu virüs yüzünden ölmüş ve geriye birbirlerinin düşüncelerini duyabilen erkeklerle konuşabilen hayvanlar kalmış. Böyle bir dünyadaki Prentiss kasabasında, on yaşına basmasına bir aydan kısa süresi kalan Todd karakterinin hikayesine tanık oluyoruz. Hem fiziksel olarak hem de bilişsel olarak bir yolculuk olan Umut Bıçağı hikayesi bir genç yetişkin kitabı olarak fena değil ama insanların övdüğü kadar harika bulmadım. Okuyacaksanız beklentilerinizi düşük tutmanızı ve kendinizi hazırlamanızı tavsiye ederim zira internetin sizde oluşturacağı beklentiyle hikayeye giriş yaparsanız hevesiniz kursağınızda kalabilir. Yazar hikayeyi yazarken kurguyu karakterin ağzından aktardığı için ve karakterimiz de okuma yazma bilmeyen, eğitimin artık pek sağlanamadığı bir dünyada yaşadığı için birçok kelimeyi yanlış telaffuz ediyor. Dolayısıyla bu da ortaya ‘tikkat’ gibi birçok kelimenin türemesine yol açmış. Bunda bir sorunum yok, içeriğin bir yansıması olarak imlada/yazımda farklılıklara gidiliyorsa bunu kabul edebilirim. Kabul edemediğim şey ise çeviri. Kitabın güncel baskısı şu an Yabancı Yayınları’ndan çıkmış durumda, bundan önce Delidolu yayınevi üç kitabın üçünü de yayınlamış ve gördüğüm kadarıyla Delidolu’nun çevirisi daha iyi. Yabancı Yayınları’nın çevirisi kötü değil, yalnızca Delidolu daha iyi. Kelime seçimleri ve benzeri şeyler Eski çeviride daha iyi kotarılmış. Hikayenin
Umut BıçağıPatrick Ness · Yabancı Yayınları · 2018590 okunma
6/10
·152 syf.··
2021 22. kitabı
Tanrının Bir Kulu |3/5| Amerikan Edebiyatının önemli yazarlarından biri olarak görülen Cormac McCarthy’den okuduğum ilk kitap oldu Tanrının Bir Kulu. Yazara başlamak için yanlış bir kitabı seçtiğimi düşünüyorum açıkçası. Devrik yazım tarzının -ya da çeviri tarzının, bilmiyorum- farklılığı bir yana yeterince etkileyici olamadığını düşünüyorum. Hikayemiz, kısaca anlatmak gerekirse Lester Ballard isimli bir adamın gitgide dibe doğru sürüklenen hayatına şahit olmamız, olarak tanımlanabilir. Yazarın anlatısındaki soğukluğu ve gerçekçiliği beğendim. Gerçekleşen olayları herhangi bir şekilde örtülemeden anlatıyor ve bu sayede söylenenlerin çarpıcılığı kaybolmamayı başarıyor. Apaçık yazılıyor diyemesek de birçok benzeri hikayeye göre daha açık ve daha… uç noktalarda olduğunu söyleyebilirim. Yazarı okumaya başka hikayelerden başlasaydım belki bu hikayeyi yorumlamak konusunda daha farklı fikirlerim olabilirdi. Bu haliyle iyi ve farklı ancak benim için kendisine ayrı bir nokta edinememiş bir hikaye olarak kaldı Tanrının Bir Kulu. Kitabın görsel mecralara uyarlandığını görünce sevindim diyebilirim çünkü kendisinin buna çok müsait bir yapısı var. Tabi o uyarlamalara bakmadım ve kaliteleri hakkında bir fikre sahip değilim ama doğru şekilde yapıldığında en az kitap kadar çarpıcı bir film ya da dizinin ortaya çıkabileceğinden eminim. Okumak istediği hikayede çarpıcılık arayan insanlara tavsiye edebileceğim bir kitap, Tanrının Bir Kulu. Yazarın diğer kitaplarını okumak istiyorum ve okuduğum vakit bu hikayeye daha farklı bir şekilde bakabileceğime inanıyorum. Kimsenin Ballard gibi biri olmayacağı güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
Tanrı'nın Bir KuluCormac McCarthy · İthaki Yayınları · 2020222 okunma
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
Ve İşte Zaman Savaşını Böyle Kaybedersin |3.5/5| İtiraf etmekte bir sakınca görmüyorum ki ben bu kitabı yalnızca ismi yüzünden aldım. Yalnızca ismi bile bana kitabın farklı ve özel olduğunu hissettirdi. Peki kitabı alıp okuduğumda ‘önyargımda’ haklı mı çıkmış olduğumu mu fark ettim? Şöyle diyebilirim ki kitap kendisinden beklediğim alanda beklentilerimi karşıladı ama başka taraflarda olan sorunlar, kendisini, olması gerektiğini düşündüğüm kadar sevemememi sağladı. Öncelikle bu güzel isimli kitabımızın konusu nedir: Bahçe ve Ajans isminde iki karşıt örgüte mensup iki ajanın, zamanda yolculuk yapabilen ajanın aralarında mektuplaşmaya başlaması. İnanılmaz güzel bir konsept olduğunu düşünüyorum. Belki en orijinal fikir değil ama duyduğumda beni etkilemeyi başaran bir fikir oldu kitabın konusu. İsimleri basitçe kırmızı ve mavi olan bu iki ajanımızın mektuplarından oluşuyor kitap. Tabi yazarlar, karakterlerin mektupları nasıl hazırladığı ve nasıl buldukları üzerinde de durmuş. O kısımları oldukça yaratıcı buldum. Zamanın çok ötesindeki bir noktadan zamanın öteki taraflarına yolculuk eden varlıklar olarak, kağıtlara yazmıyorlar haliyle ve kendilerine has çözümlerle mektuplaşıyorlar. İşin mektuplaşma tarafı, mektupları bırakma&bulma tarafı ve karakterlerin yazdıklarının kalitesi tarafı gayet güzel olsa da karakterlerin arasındaki ilişkinin çarçabuk yükseldiğini düşünüyorum. Zaten uzun zamandır mektuplaşan iki karakteri okusaydı böyle düşünmeyebilirdim ama birinin diğerine bıraktığı ilk mektuba tanık olduğumuz bu novellada yazarlar diledikleri noktaya getirebilmek için karakterler arasındaki ilişkinin gelişimini hızlandırmış. Karakterlerin bize kıyasla olağanüstü varlıklar olduğunu ve bir yandan zamanda yolculuk yaptıkları için onların ilişki dinamiği biz insanlara kıyasla
Ve İşte Zaman Savaşını Böyle KaybedersinMax Gladstone · İthaki Yayınları · 2021567 okunma