Kitapperest hemşireler K. K

Kitapperest hemşireler K. K
@Kitapperest_okur
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2021 74. kitabı
SIFIR NOKTASINDAKİ KADIN NEVAL EL SEDDAVİ Kitapta, gerçek bir kadının hikayesi anlatılıyor. Yaşamak için umutsuzca, çaresizce mücadele vermiş, ölümle yaşam arasındaki sınırda sıfır noktasında kıskıvrak bekleyen bir kadın. Neval El Seddavi, ölümü bekleyen cezaevi hücresindeki Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşur. Firdevs yazara kendi yaşam öyküsünü anlatır. Sıfır noktasındaki kadın kitabında Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsü yer almaktadır. Kitapta gerçek bir yaşam öyküsünü iliklerimize kadar hissediyoruz.Dünyada kadın olmanın ne olduğunu ve hayatın zorbalığının, insanların vahşiliğinin , bir kadını fahişe olmaya itişini okuyoruz. Gerçek yaşam öyküsünün anlatıldığı kitapların yeri her zaman farklıdır. Bu kitapta , dünyanın, insanlığın, hayatın acımasızlığını gözler önüne seriyor. Hayat maalesef herkes için aynı şartlarda, aynı başlangıçlarla başlamıyor. Güzel ve etkileyici bir kitap okumanızı tavsiye ederim. Aşağıya etilendiğim alıntıları ekledim. Keyifli okumalar. ALINTILAR "Yeryüzünde kendini koruyabilecek tek bir kadın yoktur" "Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır." "Gözlerine kara gözlükler takıp sonra da güneşi görmediğini söylüyorsun". "Bana öldürmeyi öğretmedi. Her şeyi yaşarken öğrenmeye bıraktı beni." "Kim demiş yumuşak insanlar adam öldürmez diye" "Ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için ölüm gibidir." "Benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklere boyamak üzere hala benimdi.Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hala benim... " Çürümüş gözler, yara bere içinde bir yüzle sokaklarda dolaştım: ancak kimse bana dikkat etmedi. İnsanlar, otobüslerde, arabalarda ya da
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·656 syf.··
Beğendi
·
2021 72. kitabı
Siz de çocuk oldunuz, sayın okur ve belki hala çocuk kalacak kadar talihlisiniz de..." İçinizdeki çocuğun ölmemesi dileğiyle Victor Hugo Notre- Dame'ı ziyaretinde kulenin duvarına kazınmış bir sözcüğe rastlar. Bu "ANATKH" Kader anlamına gelen eski yunanca bir sözcükdür ve yazarı etkiler. Bu yazıt daha sonraları badalanması ya da kazınmayla kaybolur. Bu kitapın, bu sözcük vesilesiyle yazılmış olduğunu öğrendik. Notre-Dame'ın kamburu, Paris'in tarihi mimari yapılarının değiştirilerek yıkılıp, yok edildiği ve tarihin güzelliklerinin silinip gitmesine bir tepki olarak da yazılmıştır. Notre-Dame'ın kamburu kitabının birkaç sayfasında yoğun betimlemelerle karşılaşacaksınız, betimlemelerden hiç bir şey anlamıyor hissi yaşayabilirsiniz. Sessiz sakin bir ortamda kendinizi vererek okursanız eminim anlayacak ve sıkılmayacaksınız.Bir yönüyle de yazar betimlemelerle Parisi kuş bakışı seyretmenizi sağlıyor. Kitapda, kesişen hayatları ve aşkın farklı karekterlerdeki yapısını gördük. Güzeller güzeli çingene Esmeralda' yı seven iki insan. Biri saplantılı bir şekilde onu arzulayan başdiyakoz Claude Frollo, bir tarafta sevgisine sadık tek gözlü, kambur ve topal doğmuş sağır çirkin Notre-Dame'ın zangocu Quasimodo. Başdiyakoz, çirkin, sağır, tek gözlü Quasimodoyu kimsesiz bebeklerin içinden himayesine alır ve onu büyütüp kilisenin zangocu yapar. Çan sesleri Quasimodoyu sağır yapar ve artık tek işitebildiği ses çan sesleri olur. İnsanlar tarafından aşağılanmış, damgalanmış, dışlanmıştır. Koruyucusu başdiyakoza büyük sevgi, bağlılık duyar ve onun karanlık iç dünyasında haps olmuştur. Kitapda cingene kızın keçisi, gringoire gibi karekterleri de göreceksiniz. Anlatabildim mi bilmiyorum, ama şunu söyleyeyim ki ben çok sevdim, sonunu söylemiyorum çünkü heyecanlı heyecanlı bir
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Can Yayınları · 201942,2bin okunma
Puan vermedi·508 syf.··
Beğendi
·
2021 70. kitabı
_Charles Dıckens'ın İki şehrin hikayesi_ Kitap okumak da bir yönüyle yeni birini tanımak gibidir. İlk önce yeni tanıyacağınız kişi hakkında bir önyargınız olur ve kafanızda onun hakkında fikirler şekillenir. Daha sonra tanıdıkça da ya yanılmışsınzıdır ya da bir beklenti içinde olmuşsunuzdur. Eee ne alaka bunun kitap okumakla ilgisi var diyenleri duyar gibiyim. Kitap okumadan öncede bir beklentiye gireriz, kapağına bakıp alanlardan mı, sonunun istediği gibi bitmemesine kızanlar mı desem. Bizler de fark etmeden bir beklentiye gireriz ve kafamızda canlandırdığımız şekillerin gerçekleşmesini isteriz. Diğer yönüyle de kitap içindeki pek çok karekteri, duygu, düşüncesiyle tanırız.Yani anlatmak istediğim, her kitap yeni bir insanı tanımak gibidir. Beklentisiz olmaz ama aşırıya kaçmadan tabi. İki şehrin hikayesi kitabını okurken de bir beklenti içinde oldum. Beni etkilemeli ve çok beğenmeliydim, sarsılmalıydım. Kitabın yarısına kadar olayın tam olarak ne olacağını anlayamasam da, beklentimin gücüyle devam ettim ve kitabın yarısından sonra olayları tam olarak anlayabildim ve artık kitabın gücüne kendimi bırakabildim. İki şehrin hikayesi, aşkın, gerilimin, yoksulluğun,acının, sevginin, zalimliğin, toplumsal mücadelenin, devrimin anlatıldığı sürükleyici bir kitap. Kitap da en çok etkilendiğim şey ise sevginin gücüydü. On sekiz yıl hapishanede suçsuz yere yatan Doktor Manette'nin yıllar sonra kızıyla kavuşması ve Londra da sürdürdükleri hayatlarının yollarının, Paris'e düşmesini anlatan iki şehrin hikayesi Fransa ve İngiltere şehirleri arasında yaşamların anlatıldığı etkileyici bir hikayedir. Alıntılar "Gelecek sıkıntılı olduğu kadar belirsizdi de ve bütün bu belirsizliğin içinde de cahil bir umut vardı." "Bir zelzelenin bir şehri yutması uzun
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Satranç, Stefan Zweigle ilk tanıştığım kitabıydı. Severek okudum. Kitapda yolcu gemisinde seyahat eden satranç sampiyonu Çentoviç' in gemideki bazı kişilerle satranç oynaması ve nazi döneminde otel odasında esaret altında tutulan , sorgu için çıkarıldığında tesadüf sonucu bulduğu satranç kitabının sayesinde satranç oyununu öğrenen, yemekte verilen ekmekleri ayırıp satranç taşları olarak kullanan sonrasında ise zihninden oynayacak kadar profesyonelleşen Dr.B’nin oyuna müdahale etmesi ve oyunun gidişatını değiştirmesi anlatan etkileyici ve sürükleyici bir öykü anlatılıyor. Kitapda Dr. B'e hayran kalmamak mümkün değildi. Bir odada uzun süreler boyunca tutsak olması gününü tarihini bilmeden duvarlardan başka hiçbir şey görmeden yaşamaya çalışması, yaşamak için zihnine yeni bir şeyler almak istemesi ve satrancın bu kişiyi ayakta tutması ama fazlası tutkununda ona zarar vermesinin anlatıldığı satranç kitabı, içinize kadar işliyor. Bir an Dr. B oluyorsunuz ve onun yaşadıklarını sanki siz yaşamışcasına öyle bir hissediyorsunuz ki , o odada kapalı kalan sizmişcesine, kitabın ruhunu yaşıyorsunuz. Alıntılar "Ama en kötüsü sorgulama değildi. En kötüsü, sorgulamadan sonra hiçliğime geri dönmekti; aynı masanın, aynı yatağın, aynı leğenin, aynı duvar kağıdının olduğu aynı odaya." "Düşüncelerimi yutacak, yutacaktım, ta ki boğulana ve sonunda onları kusmaktan başka çare bulamayana kadar..." " Bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz." " İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür,. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız
SatrançStefan Zweig · Kızıl Panda Yayınları · 2021279,3bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Küçük prens _Antoine de Saint Exuper Çocukluk, çocukluk günlerini kim özlemez ki. O masum, güzelim günleri.Çocuklar öyle yaratıcılardır öyle hayal dünyaları geniştir ki bazen bir büyüğün görmediği şekilde yorumlarlar , görürler hayatı. Oysa herkesin bir çocukluk hali vardır. Ama zamanla hayat bizi hissizleştir, toplum sürüsüne ayak uydurmak zorunda bırakır. Oysa hep bir çocuğun gözüyle görsek hayatı ne de güzel olurdu. Küçük prens de, pilot olan kişinin bir zamanlar çocukken çizdiği resimleri yetişkinlerin anlamamaları ve başka şeyler yapması gerektiğini söylemeleriyle resim yapma hevesinden vazgeçmesine ve başka bir mesleği edinmesine neden olmuştu. Gerçek hayatta da bununla öyle çok karşılaşıyoruz ki. Aileler, çevremizdeki insanlar, çocukları yönlendirmek istiyor. Onlar için en iyisini istiyorlar belki ama bu onların sevmediği şeyleri yapmasına ve hayatı tek bir pencereden görmelerine neden oluyor. Kısaca özetlemek gerekirse, küçük prens kitabında, bir zamanlar çocuk olan ve çizdiği resimleri yetişkinlerin anlamamasıyla resim çizme hevesi kırılan ve pilot olmaya yönelen kişinin uçağının bozulmasıyla küçük prensle tanışması ve Küçük prensin yaşadığı şeyleri , gördüğü gezegenleri ona anlatması, ondan kendisi için koyun çizmesini istemesini anlatılıyor. (Ayrıca uzun zamandır resim çizme hevesini yitiren pilot tekrar resim çizmiştir.) Kitap da " Büyükleri hoş görmek lazım..." diyor. Onların garip olduğunu, büyüklerin dünyasının küçüklüğü sayılarla, işle, hep meşgul olmaları, hayatı tek düze görmeleri. Çocukların da geniş bir hayal dünyasına sahip olmaları ve hayatı geniş bir bakışla görmeleri anlatılıyor. Alıntılar "İnsanın akadaşını unutması ne acı. Kaldı ki arkadaşı olan,kaç kişi var içimizde? Bir gün onu unutursam gözleri sayılardan
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Nilüfer Yayınları · 2025279,9bin okunma