Tarihkitapperver

Osmanlı yönetiminin basının gücünü anlaması, devlet adamlarını zaman içerisinde, başka gazetelerden yararlanma arayışına sürüklemiştir. Nitekim kısa bir süre sonra 31 Temmuz 1840’ta William Churchill adında bir İngiliz tarafından Ceride-i Havadis yayımlanmaya başladığında, devletin bu gazeteye yardım ettiğini ve kendi görüşlerini savunmasını istediğini görmekteyiz. Özellikle yabancı uyruklu bir girişimcinin yayınladığı gazetenin belli zümreler üzerinde daha etkili olacağını düşünen devlet adamları, (Avrupa ülkeleri ve gayrimüslim Osmanlı cemaatleri) bu gazeteyi destekleyerek, devletin görüşlerinin aktarılmasını sağlamaya çalışmışlardır. Ceride-i Havadis on günde bir yayımlanmış, ilk üç sene okuyucu sayısı iki yüzü geçmediğinden gazete kapanmak zorunda kalmıştır. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti tarafından gazeteye ayda 2.500 liralık tahsisat verilmeye başlanmış ve gazete yeniden açılmıştır.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hristiyanlıktaki mezheplerin kendi aralarındaki mücadelelerinde de matbaa kullanılmış ve bu yolla üstünlük kurulmaya çalışılmıştır. Hristiyanlık ile ilgili kitapların Arapça veya Türkçe’ye çevrilip yayınlanması ise Osmanlı yöneticilerini tedirgin etmiştir. Bu nedenle On sekizinci yüzyılın başlarında cizvitlerin matbaası, bu tür kitapları basması üzerine sık sık kapatılmıştır. II. Mustafa döneminde dinî kitap basımından dolayı yaşanan bir olay, basıma getirilen yasakla sonuçlanmıştır. Olay “Katolik mezhebinin Ermeniler arasında yayılmak istenmesiyle başlamıştır. Bazı rahipler değişiklik ve ekler yapılarak tahrif edilen İncil’i propaganda amacıyla dağıtmışlar bu da şikâyetlere yol açmıştır. Yapılan soruşturma sonucu bu İncillerin Galata’da iki yerde ve Valide Han’da Ermenice kitap basan matbaalarda basılmış olduğu, Katolik propagandasını Sulumanastır Ermeni rahiplerinden Haçadoryan’ın yönettiği sonucuna varılmıştır. Bunun üzerine {II. Mustafa’nın} İncillere el konulması rahibin Tersane-i Âmire zindanında hapis edilmesini buyuran fermanı çıkmıştır.”⁷ Olaydan sonra rahip Haçadoryan’ın kaçması ve söz konusu olan İncillerin de Avrupa’da basıldığının ortaya çıkması üzerine, II. Mustafa bir ferman daha çıkararak Haçadoryanın yakalanıp cezalandırılmasını istemiş ve basim faaliyetlerini de yasaklamıştır. 2. MUSTAFANIN basima getirdiği bu yasaklayici fermanındanı sonra kısa bir süre sonra İstanbul'da ilk Türk Matbaası kurulacaktır
Sayfa 24·Kitabı okudu
Alıntı
Şeyhülislam Abdullah Efendi matbaanın kurulmasında dinen bir sakınca olmadığına dair fetva vermiştir.¹¹ Padişah III. Ahmet’in 5 Temmuz 1727 tarihli Fermanı ile de Tefsir, Fıkıh, Hadis gibi dinî eserlerin basılmaması şartıyla ilk Türk matbaası kurulmuştur.¹² Şeyhülislam’ın dinen sakınca olmadığını belirtmesine rağmen dinî kitapların basılmaması, siyasi otoritenin almış olduğu bir karardır. Bu kararda, özellikle bu kitapların yazımıyla geçimini sağlayan zümrenin baskısının da etkili olduğu düşünülebilir. Kısaca bu dönemde basıma getirilen yasaklar, daha çok dinî kitaplarda toplanmıştır. Osmanlı’da din kitabı basma yasağı III. Selim dönemine kadar devam etmiştir.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Alıntı
17. Yy başlarında İstanbul'da ve imparatorluğun diğer bölgelerinde gayrimüslimlere ait çeşitli matbaalar faaliyetler göstermekteydi. Fakat gayrimüslimlerin yayıncılık faaliyetlerine Arap harfleriyle kitap basmamak ve kışkırtıcı yayın yapmamak gibidir ince bir sınır getirilmiştir.
Sayfa 24·Kitabı okudu
1000Kitap
Mitchell, Meiji dönemi sansür uygulamalarının modern karakterine, Tokugava dönemi yasaklarından farklılıklarına ve engelleme ötesinde meşrutiyet sağlamanın da dahil olduğu ciddi amaçları hedefleyen bir siyaset olmasına dikkat çekmektedir ki, bu açıdan bakıldığında Tanzimat sonrası Osmanlı sansürü içinde benzeri değerlendirmeleri yapmak mümkündür. Nitekim tıpkı Tanzimat ricali gibi Meiji devlet adamları da sansür ve propagandayi ortak algılamalar yaratmak ve kamuoyunu hukumet siyasetleri çerçevesinde şekillendirmek amacıyla kullanmayı arzuladıklarından önceleri her türlü yayına modern niteliğinden dolayi olumlu gözle bakmışlar ancak daha sonra sınırlamaların gerektiğini düşünmüşlerdir.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı