Kitap isminden farklı olarak bazen siyasi tarih bazen tıp tarihi bazen de toplumsal tarih olarak ilerliyor.
Daha çok kadın hakları ve mücadelesini esas alıyor.
Osmanlı’daki uygulamaları diğer ülkelerle mukayeseli olarak incelemesini beğendim. Farklı ülkelerdeki kadın hakları uygulamasını görmek doyurucu oldu.
Eksik kalan nokta Osmanlıdaki uygulamalara yönelik çok teorik ve hukuksal bilgi vardı. Biraz daha yaşanmış örnekler olsa toplumu anlama için faydalı olabilirdi.
Kitabın katılmadığım noktası ise yazar yoksulluk var ise devamını muhakkak fuhuşa bağlamış. Bu görüşe katılmıyorum.
Katılmadığım yönleri de olsa zaman zaman okumakta zorlansam da farklı konulardaki araştırmaları okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Biraz süre sonra aynı yazarın Osmanlı’da Delilik kitabını da okuyacağım.
Çevirmen faciası olan harika bir kitap:
Abdülhamid'i İslam sembolü olarak gören ve İttihatçıların dış güçlerin etkisi altında olduğunu ispatlamaya çalışan bir ÇEVİRMENin kendini komik duruma düşürdüğü dipnotlar var.....
Yazar Genç Türklerin Masonların ya Avrupalı devletlerin etkisi altında olmadığını belgelerle kanıtlarken komik çevirmen ama onlar masondu diyor :)
Bu kitap ve çevirmenin notlarıyla ilgili bir makale yazmayı düşünüyorum :)
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferimiz kutlu, egemenliğimiz daim olsun. Çanakkale’yi geçilmez kılan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla ve rahmetle anıyorum.
Çanakkale cephesine gelen tek kadın savaş muhabiri Wanda Zembrzuska ’nın yazdığı 14 mektup ortaya çıkmış ve Prof. Dr. Hüseyin Mevsim tarafından tarihimize kazandırılmış.
Wanda Zembrzuska uçaklardan atılan bombalar, yakındaki siperlerden gelen havan mermileri ve gemilerden yollanan uzun menzilli toplara rağmen Çanakkale Cephesini tüm yönleriyle açıklamaya çalışmış. Bir kadının cepheye gidip röportaj yapması da herkes tarafından da garipsenmiş.
Türklerin, esirlere çok iyi davrandığından da bahsetmiş: "Türkler onlara çok iyi bakıyor, misafir muamelesi yapıyor. Savaş alanında karşılaştıkları o nefretten iz bile yok. Türkler esirlerle öğle ve akşam yemeklerini, ekmeklerin ve tütünlerini paylaşıyorlar. Günde iki kere çay veriyorlar."
Esirler de bu duruma çok şaşırmış çünkü onlara Türklerin esirlere işkence ettikleri, kulak, burun ve dillerini kestikleri ve öldürdükleri anlatılıyormuş.
Wanda Zembrzuska , Mustafa Kemal Atatürk ile tanışma fırsatı bulmuş. Hanımefendi, Gazi Paşa'dan uzun, düzgün vücutlu, neşeli, yetenekli ve parlak başarılara sahip birisi olarak bahsetmiş. Ayrıca üstlerinin ona değer verdiğini, astlarının da onu sevdiğini ve saydığını söylemiş. Atatürk'ün misafiri de olmuş.
Bu incelememi kitapta belirtilen bir cümleyle: Atatürk'ün, Wanda'ya sözleriyle bitirmek isterim: "Siz bana şans getirdiniz hanımefendi, her şey bitmeden ve İngilizleri denize dökmeden buradan gitmenize izin yok.’'