Sessiz oturabilir miyiz seninle,
aramızda yaprakların hışırtısından ve ceylanların hayata çıkışından başka bir ses olmadan,
beni sessiz de sevebilir misin
yağmur almış toprağı ve üşüyen kainatı dinlerken
araya dünya sözleri karışmadan...
“Ne kadar kitap getirirseniz, kitapların ağırlığınca altın vereceğim." diyerek haber yaydırır halife... Bunu duyan bilginler, seyyahlar ve dâhi âlimler, diyâr diyâr gezerek kitap toplamaya başlarlar. Kimileri de yabancı dillerde yazılmış kitapları tercüme ederek getirirler. Bu öylesi bir hâle gelir ki en sonunda vezir: “Efendim, Beyt'ül Hikme için koyduğunuz kitap kuralını değiştirelim, yoksa hazinede altın kalmayacak” der. Memûn ise şöyle cevap verir: “Vezirim! Ben de seni akıllı biri zannederdim. Ne zaman altın bilgiden daha kıymetli oldu? Asıl biz kârdayız, altın veriyoruz ama karşılığında da bilgi alıyoruz."
Biruni yeryüzü ile ilgilendikten sonra elbette yer çekimi ile de ilgilenecekti. Bunu ben demiyorum, Avrupalı bir matematik profesörü diyor. Carl Benjamin Boyer, yazmış olduğu kitabında yer çekimini İngiliz Newton dan önce Biruni'nin bulduğunu belirtir...