Pişmanlığın, hüznün, yalnızlığın, ayrılığın çok derin cümlelerle anlatıldığı bu kitapta eminim herkes kendinden bir şeyler bulacaktır. Kitabın ilk sayfaları sıkıcı gelse de Maria'nın ortaya çıkmasıyla kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. İş arayan bir adam yolda eski arkadasıyla karsılaşır ve arkadaşı ona iş verir. Daha sonra odasında tanıdığı Raif Efendiden oldukça etkilenir. Onu sessiz, umursamaz, etrafına karşı kayıtsız bir adam olarak tanısa da daha sonra Raif Efendi'nin günlüğünü okumaya başlayınca fikirleri değişir. Raif Efendi Almanya'dayken bir tablo onu çok etkiler ve tablodaki kızla aşk yaşamaya başlar. Sonrasında Maria nın öldüğünden bile haberi olmayan Raif, ondan sonra kimseye inanamamış ,güvenememiş, O yapabildiyse başkaları bana neler yapmaz düşüncesiyle kendi içine çekilmiş bir adam olmuştur. Kitabın sonunda tesadüfen öğrendiği bir sırrı da var kendisiyle birlikte mezara götürdüğü..Bütün bunları ,Raif Efendi'nin kimselere anlatamadığı hüznünü, mutluluğunu, aşkını, heyecanını kaleme aldığı kara kaplı bir defterden öğreniyoruz.
”Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim.Sen bana ,benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin...”