HİLAL ŞEHİR // #kitapyorumu
Ayyy şu anda bu yorumu yazdığım için çok heyecanlıyım. Çünkü aylar sonra hatta yıllar sonra Sarah’ın kaleminden bir kitap okudum. Veee tabi ki aşırı güzeldi aşırı.
Daha önce (Dikenler Ve Güller Sarayı) + (Cam şato) serilerini okumuştum. Hatta serileri bitiremedim hala, devamları beni bekliyor.
Biz şimdi Hilal Şehir’e gelelim. Artık 3. kitap çıkmışken okumalıyım dedim ve iyiki okumuşum. Yazarın oluşturduğu karakterler, kitabın kurgusu, olayların zincirleme ilerlemesi ve hiç sıkıcı olmaması en önemli yanlarından biriydi. Beklentimin üzerindeydi yine. Hele son 150 200 civarında sayfalar öyle aktı gitti ki öyle olaylar yaşandı ki okurken bir yandan heyecanım zirveye çıktı bir yandan şaşkınlıklarım oldu. Böyle soluksuz okudum ayyy nasıl geçti bitti bir bilseniz.
Güzelim kraliçem sultanım Bryce! Bu sene en gözde karakterim sensin!
Güçlü kadın karakter oldu mu okumasına doyum olmuyor arkadalaşlar. İşte Bryce bu tanımın ta kendisi. Güçlü, cesur, zeki, aşırı iyi kalpli.
Ve onun çok sevgili meleği Hunt.. Tabi benimde meleğim banane yani.
İkilinin baştan sona olan ortaklıkları ve bu ortaklığın sevimli sıcak bir aşka dönüşmesi kitabın o fantastik yönüne çok güzel bir tat katıyor.
Keşke çok sevdiklerimiz ölmese bide.
Spoiler vermeyi hiç sevmiyorum o yüzden kim olduğunu okursanız anlarsınız, ben ağlaya ağlaya okudum.
Artık konusundan bahsedeyim biraz:
Bryce babası (Fey Kralı) tarafından reddedilmiş yarı Fey yarı insan olan bir karakter. İnsanlık tarafı annesinden geliyor. Tam bir parti kızı kendisi.
Biz asıl olaya gelelim, yine eğlenmeye gittiği bir günün sonunda yaşadığı saraya dönüyor ve çok yakın arkadaşı Danika başta olmak üzere bütün sürüdeki dostlarının vahşice öldürüldüğünü görüyor. 2 yıl boyunca yas tutuyor, acı çekiyor. Aynı ölümler
Hayat öyle bir şey değil. Şimdi Jude,
Hayatta bazen iyi insanların başına güzel şeyler gelir. Ama sen endişelenme çünkü o kadar da sık gelmez.
Geldiği zaman, bu iyi insanların teşekkür edip yollarına devam etmeleri, iyiliği yapan kişinin de belki bundan mutluluk duyduğunu düşünmeleri, iyiliği yaptığı kişinin neden bu iyiliğe layık olmadığına dair bin dereden su getirmesini dinlemek istemeyebileceğini akıllarında tutmaları gerekir.