"Ah Gökyüzü! Sen ne şanslı bir çocuksun!" diye geçiriyordum içimden. "Senin için sınırlar yok. Kurallar, yasaklar, cezalar hiç yok. Bugüne dek hiç kimse sana bir fiske bile vurmamıştır. Bulutlar, kuşlar, yıldızlar ve rüzgar gibi güzel arkadaşların var. Birlikte ne güzel eğleniyorsunuzdur! Sana imreniyorum gökyüzü! Hatta düpedüz seni kıskanıyorum. Zavallı hayatımı yukarıdan seyrederek durmaksızın gülüyorsundur. Ne kadar özgür ve mutlusun, hakkın var, gül gülebildiğin kadar!"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Etrafındaki dikenler, ağacı boğuyormuş gibi görünüyordu şimdi bana. Bir insanın kalbine ulaşmaya çalışırken de dikenler misali kötü duyguları aşmak gerekmez miydi?
"Bir ağaç, kendisini kesmeye gelen baltaya, 'Beni keseceğin için üzülmüyorum, sapın benden, ona üzülüyorum,' demiş." İnsan en çok zararı yine kendi yakınından görüyor işte.