Her şeyden fazla, hayalperestlikten korkardı. Çünkü bir yandan dost, bir yandan düşman olan bir riyakardı hayaller. İnanmadığın sürece dost , inanıp büyüsüne kendini kaptırdığın sürece düşmandı.
Sesim boğuk çıkıyorsa da
Aldırma.
Nice dağlar kırdı onu
Nice denizler
Savurdu.
Sesim boğuk çıkıyorsa da
Aldırma.
Artık bir şeyler yapmanın
Zamanı geldi.
Bazı şeyleri kırıp dökmenin
Bir kentin sokaklarını
Yeniden keşfetmenin
Özlemleri,çocukluk günlerini
Bir yağmur altında bırakmanın
Zamanı geldi.
Ahmet Erhan
Doğasının uyanmayan birçok yönünü, keşfedilmemiş kimi niteliklerini,gelişmesi tamamlanmamış yanlarını yavaş yavaş,acıyla fark ediyordu.Güzel bir şeylerin mezara gömülmüş bir ölü gibi içinde durduğunu acıyla hissediyordu. Belki ölmüştü belki de dağın yüreğindeki altın gibi gizliyordu.Artık altının meydana çıkmasının vakti gelmişti.Ama gömü çöp ve kum yığınının altında,derinlerde bir yerlerdeydi.Dünyanın ve hayatın ona ödül olarak sunduğu gömüyü çalan ve ruhun derinliklerine gömen “kendisi”ydi.