Biz öğretmenler ve bu sistemin bizi nereye getirdiğini pardon nereye götürdüğünü görmek isteyen herkese büyük bir tavsiyemdir bu kitap…
Kitaptan çok dikkatimi çeken bir alıntıyı paylaşarak başlamak istiyorum:olimpiyatlardan tanıdığımız Mete Gazoz’un babası şöyle bir cümle kurmuş:”her sporcunun hayali olimpiyatlara gitmek ve madalya almaktır,bana nasip olmadı.”bu ben yapamadım çocuğum yapsın,ben kazanamadım çocuğum kazansın anlayışı kültürel kodlarımızda var….ne kadar üzücü değil mi bu cümle tabiki Mete istediği için başardı ama demem o ki aileler çocuklarımızın yerine ne olması ve ne yapılması gerektiğine karar veriyor…Ve çocuklarımızın istediği tek şey görülmek,sevilmek,değer görmek,farkedilmek..inanın o zaman çok daha başarılı çocuklarımız olacak…
Ah çocuklar ahhh hangi yaşta hangi kademede olursa olsunlar herzaman aileler,öğretmenler ve çevre ne isterse oraya çekilip ona göre yönlendiriliyor…bu o kadar acı bir durum ki !!sistem değişti hadi buna göre çalışın ,baraj kalktı buna göre sınava çalışın,pandemi geldi bu sisteme ayak uydurun..o küçücük hayatlarına nasıl bir yük yüklüyoruz malesef kimse bunun farkında değil ki olsakta elimizden gelenler öyle sınırlı ki..yeni nesil sorularımız var birde çocuğun çok sevdiği matematik dersinden soğutan,sınavda çözmesi gereken paragraflar yüzünden kitap okumaktan ayıran..Müjdat hocanın verdiği örnekler var sorularla ilgili ve çocuğa hiçbir bilgi öğretmiyor bu sorular diyor sadece bir seçeneği seçmek zorunda olduğunu biliyor okadar..ve bizler değersiz,herkesin istediği gibi yönettiği öğretmenler öyle bir noktadayız ki kurtarmak istediğimiz milyonlarca yürek var heyecanla bu sistemden kurtulmak için koşan..dilerim hepsine olmasa da bir kısmına destek olur ve gözlerindeki ışıltıyı,hayatlarındaki çocukluğu geri getirebiliriz
İnsan ömrü öyle uzun ki hepimiz her zaman dolu dolu her günümüzü sevdiklerimizle mutlu yaşayalım isteriz..ailemiz bizim için hep çok özeldir ve ne olursa olsun kendimizi hep çok şanslı hissederiz..maalesef ki hepimiz bu kadar şanslı olamıyoruz tabiki ve bunlardan biri de Süreyya…nasıl olur da bir insan ananesine en çok muhtaç olduğu zamanları annesiz yaşar..tam 40 sene sonra çıktı annesi karşısına Süreyya’nın ve ilk kez telefonda duydu sesini…okurken çok şanslı olduğumuzu bir kez daha hissettim..bir annenin çocuğundan ayrı geçirdiği onca sene bir çocuğun annesine nefretle sevgisiz geçirdiği onca yıl..Süreyya ordan oraya savrulup çoğu duygudan uzak yaşadı hayatını ama sonrası umarım annesiyle kavuşunca mutlu geçer diyerek kapatıyorum kitabı..yine bir Nermin Yıldırım kitabı keyifle okundu …