Ah Martin oysaki her şey yeni başlamıştı..böyle bitmemeliydi sonu dediğim bir kitap oldu Martin Eden ama kim bilir belki de bu noktaya gelen herkes böyle bir sona sahiptir..
Martin Eden toplumun alt tabakasından olan ilk etapta herkes hatta kendi akrabaları tarafından bile hor görülen bir insan.onu gerçekten seven,değer veren çok az kişi var hayatında.çok zorlu bir yaşam mücadelesi var Martin’in.Hep çok çalışıp hayatını kazanmak zorunda ve eğitim seviyesi gözümüze sokulmuş ilk etapta fakat şansını kendisi yaratıyor ve o büyülü değişim başlıyor.Bir gün aşık oluyor Martin bütün saf duygularıyla,verebileceği bütün tavizleri verip elinden geleni yapıyor.Ruth ise ilk etapta öyle aşık değil kahramanımıza fakat Martin onun istediği bir adam olmak için çabalıyor ve başarıyor.Her gün kendini geliştiriyor,araştırıp okuyor,şiirler yazıyor aşkına.Hepsi geri geliyor eserlerinin onun için feci bir çöküş bu ama vazgeçmiyor.Bir gün olaylar dayanılmaz bir hal alıyor tabi arkadaşından,alışveriş yaptığı bakkaldan ve en önemlisi aşkından oluyor Martin aşağılanma hem de nasıl..fakat bir eserini göndermesi ile dünyası değişiyor sonrasında ve ünlü oluyor birden kendi yalnızlığında kaybolmuşken hayatı bambaşka oluyor.Daha önce yüzüne bakmayan insanlar etrafında pervane oluyor,geri dönen bütün eserleri yayımlanıyor.Ama Martin büyüdü,olgunlaştı kimin nasıl bir kalbi var çoktan anladı..bütün bu değişimler ona etki etmedi o aynı Martin çünkü sadece çok parası var…
İstediği noktaya gelince evinde kaldığı Maria’ya,biricik ablasına kardeşine ,çok sevdiği arkadaşı Joe’ya elinden geleni yaptı ve onları ardında mutlu bıraktı.Ruth mu onun bu hayatı haketmediğini düşünüp ona geri dönmedi tabiki..Ve bir gün geri dönmemek üzere çokkk uzun bir deniz yolculuğuna çıktı ve belki de onun için huzurla uyudu
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Öncelikle Ahmet Ümit çok ters köşe yapmış bu kitabında ve beni çok şaşırttı..Nerde o polisiye yazarı dedim çok büyük bir hayranı olarak.Kitap akıcı evet ama yazarın diğer kitaplarına göre benim için değişik bir tarz oldu…
Hikayeye gelecek olursak;yeryüzünde beş kıta ve bu beş kıtanın prenslerinin aşk öyküsünü anlatıyor bize.Buz ülkesi prensi,Kum ülkesi prensi,Su ülkesi prensi,Rüzgar ülkesi prensi ve Dağ ülkesi prensinin aynı gece aynı rüyayı görmesi ile başlıyor serüven..Sonrasında rüyalarında gördükleri ama maalesef normalde böyle bir prenses olmayan birinin peşine düşüyorlar..Buz adasındaki maceralar mı,çöllerdeki olaylar mı,deniz kızının aşkına kapılıp gitmek mi,Zümrüdüankayı kurtarmak mı dersin ne ararsan var bu kitapta..Güzel yanı bu hikayeyi canlı yaşadım sanki anlatım tarzı çok güzel yaşıyoruz okurken..Fakat insanoğlu işte hep bi egoistlik,bencillik,kıskançlık,hırs gibi kötü özelliklere sahip olduğu için elindekini de kaybediyor…Sonuç olarak prenslerimiz de bu hırslarına yenik düştükleri için prenseslerine ulaşamadılar..Oysa ne güzel yazmış Ahmet Ümit özgürlük yoksa aşk da yoktur diye…Bir kadını bırakın o seçsin istediğini doğruya o gitsin demiş..
Özgürlüğün kısıtlandığı yerde aşkın da olmayacağını,bir ilişkinin huzurlu ilerlemesi için çiftlerin birbirine saygı duyması gerektiğini ve aşkın ne güzel ne doyumsuz olduğunu çok güzel anlatmış Ahmet Ümit ..tekrar diyorum evet tarz olarak bir Ahmet Ümit eseri değil belki ama ben verdiği mesajlara,yazma tarzına bir kez daha hayran oldum..İyi ki okudum
Bir Aşk MasalıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202212,8bin okunma