Ahhh Heves Ali,ahhh Yusuf….
‘’Bütün babalardan geriye bir boşluk kalıyormuş.İyi ya da kötü,her seferinde hep aynı boşluk gelip gözlerimize yerleşiyormuş…’’
Burnumun direği sızlaya sızlaya ah ede ede içim yanarak okudum yine..
Yusuf tam kavuştum derken kaybetti her şeyini,hani hayatını sıfırlamak derler ya tam da öyle oldu..Baba kelimesinin ağzımızdan çıkması böyle zor böyle engebeli yollardan geçmek kadar zor mu ?Bir hoşçakal bu kadar zor mu çıkar ağzımızdan?Geçmiş bu kadar çok mu acıtır canımızı?
Yusuf ,babasını diyar diyar gezdirip bütün vedaları yaşatmıştı ona ve maalesef tam babasına kavuştum derken kollarında son nefesini verdi babası..
Böyle çok seveni böyle çok ardında bıraktığı insanlarla koydu toprağın altına babasını..Kendisiyle yüzleşemedi,gerçeği kabul edemedi,sığamadı bir yere ve öyle zor geçti ki o yolları…
Keşke o bağlamasını oğluna da çalabilseydi Heves Ali,keşke eksik yaşadıklarını güzel anılar olarak kaydetselerdi hafızalarına..Koskoca bir boşluk,sekiz köşeli bir kasket,birkaç parça eşyanın olduğu bir bavul,üç telli bir bağlama ve tek bir fotoğraf karesi ile koca bir boşluğun içinde kaldı Yusuf ve çıkamadı ordan vedalaşamadı babasıyla..Düşünsenize 25 yıl sonra baba geliyor ve yapılan yol kalıyor geriye tek bir fotoğraf ile…
Yusuf bir gün arabasına aldığı bir kadın ve küçük Ali sayesinde görüyor gerçeği ve babasının bağlaması kimsenin kabul etmediği o bağlamayı küçük Ali ye vererek vedalaşıyor babasıyla..
O an fotoğrafa bakıp bu sefer ağzından isteyerek ‘’Hoşçakal baba’’çıkıyor..Bir hoşçakal ne kadar zorsa o kadar zor geliyordu Yusuf’a ama bitti işte vedalar hep böyle zor olsa da Yusuf başardı…
‘’Ne yazık anne ve babalar sonunda ölüyordu ve bir daha hiç kimse insanın adını o kadar güzel ve içten çağırmıyordu.’’
İçime işledi yine bu kitap ve kapağını