Meraklı, pozitif, yaşamayı seven, kendi hayat amaçlarım doğrultusunda, kendi ilkelerime göre hayatı yaşamayı düstur edinen biriyim. Tabii ben böyle derim de ayna neyi gösteriyor? Bu soruyu birazda hayat cevaplayacak.
Biz de çağdaşımız Nazım'a kendi dizeleriyle sesleniyor ve her doğum gününde diyoruz ki :
Yapraklara dallara
Yeşillere allara
Nice nice yıllara Nazım
Nice nice yıllara
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizim insanımızsa Hitit döneminden beri büyük bir sabır ve tevekkülle bıraktığınız yerde oturuyor. Ağrı'dan otobüsle binip İstanbul'a gidiyor. Ve günler geceler boyu yola bakıyor. Hastane kapısında 3 gün bekliyor da aklına bir gazeteye bakmak gelmiyor. Toprağa çömelmiş bir Hitit tehlikeli gibi kıpırdamadan duruyor.
Geleneksel kültürden kopmuş, çağdaş değerleri bir türlü benimseyememiş Bir toplumun iki arada bir derede kalmış insanları olarak çırpınıp duruyoruz. Ve bunun bir kültür sorunu olduğunu bir türlü göremiyoruz nedense.
Nazar, eşitlikten bu kadar uzak ve gelir dağılımı aşırı derecede bozuk bir ülkede, korkunç bir gösteriş merakının pençesinde kıvranan toplumun yatsı namaz bir gerçeği olarak beliriyor.
Başkalarının bize biçtiği değer, kendi gözümüzdeki değerlendirmeden daha önemli. Yani, varlığımızı dışarıdan nasıl algılandığımız sorusu üzerine kuruyoruz, ne olduğumuz sorusu üzerine değil. "İtibar" meselesi bu yüzden çok öne çıkıyor.