Meraklı, pozitif, yaşamayı seven, kendi hayat amaçlarım doğrultusunda, kendi ilkelerime göre hayatı yaşamayı düstur edinen biriyim. Tabii ben böyle derim de ayna neyi gösteriyor? Bu soruyu birazda hayat cevaplayacak.
Şikayet etmeye yakından bakarsak, ilk etapta şikayeti yaratan sorun kaçınılmaz ve kontrol dışı olabilirken, tutumun kendisi bir seçimdir.
Seçeneklerimizi kontrol edebiliriz. Sorunla ilgili ne hissettiğimiz ve bu konuda ne düşündüğümüz daima bizlere bağlıdır.
Bizi etkileyen yalnızca bu binlerce dakikalık şikayetler ve olumsuz duygular değildir. Şikayetle geçen bu basit anlar, aynı derecede olumsuz olan destekleyici tutumlarla dolu saatleri yaratır. Çoğu kez şikayetin kendisi ortadan kalktıktan, belki de unutulduktan çok sonra dahi, duygusu kalır. Bizimle ilgili her şeyi etkiler.
Bir anlık şikayet etme bile zihinlerimizi harap edebilir. Şikayet etmenin - ya da etmemenin- bir tercih olduğunu henüz öğrenilmemiş bir birey, günde yalnızca 15 dakikasını günün normal zorlukları ile ilgili moralini bozarak veya şikayet ederek geçirirse, bu kendimize yüklediğimiz kızgınlıkla dolu birkaç dakikalar toplanarak yalnızca bir yılda yeri doldurulamaz 5.000 dakikalık güçlü bir şekilde olumsuz içe dönük programları oluştururlar.
Kendi duygularımızı etkileyen ve yöneten zihnimizin kimyası üzerinde ne kadar kontrole sahip olduğunuzu fark ettiğimizde, bir günü şikayet ederek ve kendilerine ne yaptıklarını bilincinde olanların bunu yapmayı sürdürmeyi seçebileceklerini düşünmek şaşırtıcı değil mi?