Vedat Şanlı

Vedat Şanlı
@KitapseverV
Meraklı, pozitif, yaşamayı seven, kendi hayat amaçlarım doğrultusunda, kendi ilkelerime göre hayatı yaşamayı düstur edinen biriyim. Tabii ben böyle derim de ayna neyi gösteriyor? Bu soruyu birazda hayat cevaplayacak.
Bugün ise bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Artık üniversite, akademi, sosyoloji ve benzeri hepsi birer meslek, kariyer. Departmanlaşma, aşırı uzmanlaşma elbette bunun sonuçları. Bugün bizler belli alanlarda gerçekten uzman ama memleket üzerine, dünya üzerine söyleyecek pek fazla sözü olmayan yüzlerce, binlerce akademisyeniz. Memleketin tarihini, edebiyatın yeterince önemsemeyen. Sosyoloji giderek bir tür teknisyenliğe dönüşüyor sanıyorum.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Topluma o toplumun edebiyatı üzerinden okumak postmodern bir şımarıklık değildir modern toplum ve öznenin maruz kaldığı bir gerçekliktir ve bu maruz kalma durumu belki de en iyi ebedileşmiş halinden okunabilir.
Edebiyat olsa olsa sosyoloji sofrasının sosu olabilir, asla ana yemeği değil. Bu bizlerin sadece maruz kaldığı değil aynı zamanda bizzat ürettiği bir zihniyetleri olguyu her zaman olgunun yaşanılanmasından daha fazla ciddiye almak bence bu bakış Sosyolojinin Türkiye'de ve dünyada en büyük özelliğidir
Edebiyattan uzaklaşma dediğimiz şey ya da 20 yıl sonra sosyal bilim metni okuduktan sonra artık Roman, şiiri okuyamama sendromu Aslında biraz da dahil olunan akademik, bilimsel, sosyolojik zihniyetten kaynaklanmaktadır.
Artık eskisi gibi sanatla, edebiyatla ilgilenememek. Benim de dahil olduğum orta yaşlı bir sosyal bilimci kuşağı belli bir okur-yazarlık ve entelektüel- toplumsal dertler üzerinden sosyal bilimci olmuşlardır. Bu işi doğrudan bir iş, meslek, kariyer olarak gördükler için değil. Yani yapılacak daha iyi bir iş bulamadıkları için. Bu ülkede demokratik bir siyasi ortamı olmadığı için belki de.