Zeminle temas etmeden bedenimden uçup gitmişti. Hissedebildiğim tek uzvum, şehadet getirmeye geç kalmamak için çırpınan dudaklarımdı.
Gökyüzü bin parçaya bölündü, bin parçanın bini de benim omuzlarıma yıkıldı. Gecenin parça parça ayrılıp tenine battığını hissedebilir mi insan? Ben hissediyorum. Eğer sağ çıkabilirsem, kanayan yaralarımı bile gösterebilirim.
Fakat yıldızlar kanlı yaralarda, gökyüzünde durdukları kadar güzel durmazlar. Parıldamazlar, yakarlar; yol göstermezler, kaybederler...
...
Ve sonunda geçmiş, Arsıl Alaz'a ailesinden geriye yalnızca küçük kız kardeşini bıraktı.
"İçim ona buz kadar soğuktu. Gözyaşımı paylaştığım insanın ihaneti sanki beni bir anda büyütüp aklı başında bir yetişkine dönüştürmüştü. Oysa onunla yürümeyi ne çok hayal ederdim.."
"Gün batıyor, gökyüzünü alev aldı. Geceye simsiyah külleri kalacak, karanlık üzerimize bir yağmur gibi yağacak ve biz bu zifirde tan yerine koşmak için tutuşacağız.."