Bir kez okumakla anlaşılmayacak kadar derin. Her okuma ise farklı bir derinlik yaratacak kadar özgün bir eser. Hayatı sorgulatan cinsten. Dünya cetvelle ya da doğal olarak sınırlarla bölünmüş olsa da insan türü temelde aynıdır. Aynı şeyleri yaşar, üzülür ve kum tepeleri gibi benzer hayatlar yaşayarak ölürüz. Belki dil ve coğrafya farklıdır. Kültür ya da hava belki de her şey farklı fiziki olarak ama yaşam sanki az önceki benzetme gibidir(kitaptan aklımda kalan)
İnsan hayatları da kum tepeleri gibidir derdi; sürekli oluşur ve bozulur. Biz orada aynı/benzer şeyler görürüz, insan hayatı gibidir onlar da esasında. Kitaplar bu yüzden değerlidir; zira okunan her kitap en az bir hayattır, belki tecrübe belki de okuyan için terapi. Yaşamın bu kadar hızlı akması, bu kadar benzer süreçlerde geçmesi. Bize kendi hayatlarımıza tekrar bakma imkanı sunar. Öyle ki içimizde hissederiz; hayal kırıklıklarımızı, geçip giden anlarımızı. Hayat trene binmek gibidir demişti Prado bir keresinde. Hepimiz aynı trendeyiz içimiz farklı olabilir ama hepimiz için akıp giden tek bir zaman var. Bize rağmen akmaya devam eder, biz o ara ‘yaşarız’, belki!
Bende uyandırdığı, içimde hissettiğim düşünceler bunlar. Muhtemelen tekrar okuyacağım, çok beklemeden hem de. Zira yastığın hemen yanında saklanacak kitaplardan. Bolca alıntı yapılacak, tekrar tekrar okunacak.