Şimdi onu nasıl inandırabilirim bütün bu süreyi onunla birlikte yaşadığıma? Onu unutmuş gibi yaşarken onu düşündüğüme? Anlamaz, görünüşe kapılır, anlamaz. Başkasına rastladığım için bu yeni ilişkinin her şeyi unutturduğunu düşünür.
Belki de hiçbir şey söylemeden başarmalıyım bu işi. Benden bir karşılık beklemiyor. Ona yardım etmek mi bu? Bilmiyorum, bazen karıştırıyorum; özellikle, başımda uğultular olduğu zamanlar. Onun gibi düşünmeyi bilmek isterdim. Bana belli etmemeye çalışarak izliyor beni. Çekiniyor. Acele etmeliyim öyleyse.
"Yarından tezi yok, seninle o evde oturmaya başlayalım" desin istiyordum ama demeyeceğini de biliyordum. Bir hafta önceki bir sözü aklıma geliyordu: " Erkek bıkıp kaçsın, çocuklar kuşpalazı olsunlar diye mi?" demişti. Köşeyi döner dönmez sanki bütün evlere saldırdı. Kapkaraydı içi. Onu dinleyen, şehri üst üste dolduran yapılardaki insanların içinde bir tek mutlu kişi bile yok sanırdı. "Neden bu kadar kötümsersin?" dedim. "Sen neden değilsin?" dedi, "Çevreni görmüyor musun?" Sözlerinin doğru bir yanı var, biliyorum. İşte bizimkiler... Ama biz onunla mutlu olabilirdik. Neden beni anlamaya çalışmıyor? Oysa seviyor beni.